tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Ey insanlar! (Zat-ı uluhiyetime kasem ederim ki; sizin için, Cenab-ı Hak'kın rahmetini, O’nun mânevi huzuruna kavuşmayı ümid eden veya Ellah’ın gadabından ve ahiretin azabından korkan, Ellah'ı çokça zikreden kimseler için Resulullah pek mükemmel bir rehberdir, güzel bir örnektir.) Öyle ise herkes, o Yüce Peygamber’in sünnetine tabi olmalı ve O’nun yüksek ahlâkiyle ahlaklanmaya çalışmalıdır.
(Ahzab, 33/21)
Hadîs-i Şeriflerden
Sadakanın hayırlısı, ihtiyaç fazlası maldan verilendir veya fakiri bolluğa kavuşturacak olandır.
(Buhari, Zekat 18; Müslim, Zekat 94)
Dualardan
Ey günahkârların günahlarını mağfiret buyuran Rabbimiz! Günahlarımızı mağfiret buyur. Her türlü kötülüklerimizi ört.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
Gecelerimiz çok karardı ve çok kararan gecelerin sabahları pek yakın olur.
Tarihçe-i Hayat
RAMAZAN AYININ ÖZELLİKLERİ

RAMAZAN AYININ ÖZELLİKLERİ

11.03.2024

Ramazan kelimesinin lügat manası: “Günün çok sıcak olması, Güneş’in kum ve taşları çok ısıtması, kızgın yerde yalınayak yürümekle ayakların yanması” anlamlarındaki ramad masdarından veya “Güneş’in güçlü ısısından çok fazla kızmış yer” manasındaki ramdâ’ kelimesinden veya “Yaz sonunda ve güz mevsiminin başlarında yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur” anlamındaki ramadî kelimesinden ya da “kılıcı veya ok demirini inceltip keskinleştirmek için iki yalçın taş arasına koyup dövmek” anlamındaki ramd masdarından müştak olduğu (türediği) ileri sürülmüştür. 

Ulema-i İslam, Ramazan kelimesinin mezkûr lugavî manalarına binaen şöyle demişlerdir: Oruç tutulan bu ayda açlık ve susuzluğun etkisiyle insanın içinin yandığı, orucun hararetiyle günahların yakıldığı, güz yağmurlarının yeryüzünü yıkadığı gibi Ramazan orucunun da mü’minleri günahlardan yıkayıp temizlediği için bu aya, bu isim verilmiştir.

Ramazân, kamerî yılın dokuzuncu ayının adıdır. Bu aya Ramazan adının niçin verildiği hakkında farklı açıklamalar yer alır. En fazla kabul gören görüşe göre; Arablar aylara isim verirken bu ay, rastladığı mevsim gereği çok sıcak ve yakıcı bir özelliğe sahib olduğu için bu adla zikredilmiştir.

Genellikle “شهر” şehr  (ay) kelimesine izâfe edilip “Şehru Ramazân” şeklinde kullanılır. Bir kısım âlimler zayıf bir hadise[1] ve bazı tâbiîn sözlerine dayanarak Ramazan’ın Ellah’ın isimlerinden biri olduğunu, dolayısıyla “ay” kelimesini zikretmeksizin veya oruç ayının kastedildiğine dair bir karîne olmadan tek başına kullanılmasının câiz olmadığını ileri sürmüşse de bu görüş çoğunluk tarafından isâbetli bulunmamıştır.

Kur’ân-ı Kerîm’de adı geçen ve değerine vurgu yapılan yegâne ay Ramazan ayıdır. Orucun farz kılındığını bildiren âyetlerin hemen ardından Ramazan’ın, insanlara doğru yolu gösteren ve hakkı bâtıldan ayıran Kur’an’ın indirildiği ay olduğu belirtilir ve bu aya ulaşanların oruç tutması emredilir.[2]

Müslümanlarca sabır, ibadet, rahmet, mağfiret ve bereket ayı olarak kabul edilen, büyük bir coşku ve heyecanla karşılanan Ramazan’ın başlıca özellikleri şu şekilde sıralanabilir: 

1. Kur’ân-ı Kerîm, bu ayda indirilmeye başlanmıştır.[3]

2. Âyet ve hadislerde bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen Kadir Gecesi de bu ayın içindedir.[4] 

3. İslâm’ın beş temel esasından biri olan oruç ibadeti bu ayda eda edilir.[5]

4. Resulullah (sav)’in inanarak ve sevabını Ellah’tan bekleyerek kılan kişinin geçmiş günahlarının bağışlanacağını bildirdiği ve kendisi de bizzat kılarak ümmeti için sünnet olduğunu gösterdiği teravih namazı bu aya mahsûs ibadetlerdendir.[6] 

5. Malî bir ibadet olan fitrenin (fıtır sadakası) bu ayın sonunda ve bayramdan önce ödenmesi gerekir. Bu ayda yapılan diğer yardımların da öteki aylara göre daha sevablı ve faziletli olduğuna dair hadisler vardır.[7] Bu sebeble, Ramazan’da ödenmesi gerekli olmamakla birlikte Müslümanlar, zekâtlarını bu ayda ödemeyi âdet haline getirmişlerdir. 

6. Bu ayın sonunda itikâfa girmek sünnettir. Kaynaklar, Resûl-i Ekrem (sav)’in Ramazan’ın son on gününde itikâfa girdiğini ve bu âdetini vefatına kadar devam ettirdiğini, onun ardından hanımlarının da itikâfa girdiğini haber vermektedir.[8] 

7.  Bazı hadislerde bu ayda umre yapanın hac sevabı alacağı ifade edilirken[9], diğer bir kısım hadislerde ise, bu ayda eda edilen diğer ibadet ve amellere de öteki aylara göre daha çok mükâfat verileceği bildirilmiştir.[10]

8. Kur’an ayı denilen Ramazan ayında çokça Kur’an okuyup tefekkür etmek, sünnet kabul edilmiştir. Resûl-i Ekrem (sav)’in Cebrâil ile karşılıklı Kur’an okumasına dayanan mukabele uygulaması da bu aya mahsus ibadetlerdendir.

 

(Heybil Yayınlarından “Orucun Hikmetleri” adlı eserden alınmıştır.)  

 

 


[1] Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakī, es-Sünenü’l-kübrâ, IV, 201-202; Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, II, 187.

[2] Bakara, 2:185.

[3] Bakara, 2:185.

[4] Kadr, 97:3; Nesâî, Sıyâm, 5.

[5] Bakara, 2:183-185; Buhârî, Savm, 1; Müslim, Îmân, 8, 9.

[6] Buhârî, Salâtü’t-terâvîh, 1; Müslim, Müsâfirîn, 173-178.

[7] Buhârî, Savm, 7; Müslim, “Fezâil, 50; Tirmizî, Zekât, 28.

[8] Buhârî, İ’tikâf, 1; Müslim, İ’tikâf, 1-5.

[9] Buhârî, Umre, 4; Müslim, Hac, 221, 222.

[10] İbn Huzeyme, es-Sahîh, III, 191-192; Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakî, Şuabü’l-îmân, V, 224. 

 

Bu yazi 1126 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2023 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.132 sn. deSen
↑ Yukarı