tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Ey insanlar! (Siz, ekseriyetle dünya hayatını ahiret hayatına tercih ediyorsunuz. Halbuki ahiret, dünyadan daha hayırlıdır ve devamlıdır.) Ahiret hayatı ebedidir. Ehl-i iman hakkında cismani ve ruhani saadetleri camidir. Dünya hayatı ise fanidir. Elem ve kederden hali değildir.
(A’la, 87/16-17)
Hadîs-i Şeriflerden
Ey Ellahım! İki zayıfın, kadın ve yetimin haklarının zayi olmasından insanları şiddetle sakındırıyorum.
(Nesai, Sünen İşretün nisa 64)
Dualardan
Ya İlâhî! Dünyâyı saran dinsizlik âfetinden İslâm Âlemi’ni ve yurdumuzu halâs eyle. Bu âfeti memleketimizde, içimizde, bilhassa gençlerimizde yaymaya çalışanları, şeytândan ders alarak ehl-i îmâna saldıran zâlimleri, حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ diyerek, izzet ve azametine havâle ediyoruz.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
Evet âdi bir muntazam makine, intizam ve mizanlı heyetiyle şeksiz bir mahir ve dikkatli ustayı gösterdiği gibi; kâinatı dolduran hadsiz zîhayat makineler de, herbirisi binbir mu'cizat-ı ilmiyeyi gösteriyorlar.
Şuâlar
YERYÜZÜNDE BULUNAN HER ŞEY FANİDİR

YERYÜZÜNDE BULUNAN HER ŞEY FANİDİR

04.11.2022

كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍۚ وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِۚ

“Arz üzerinde olan herkes, helâk olucudur. Celal ve ikram sahibi olan Rabb'in Tealâ'nın Zat-ı ulûhîyyeti ise bakidir.”[1]

Ayet-i Kerimelerin Tahlili:

Ayet-i kerimede geçen مَنْ kelimesi, akıl sahibleri için kullanıldığı cihetle; bu ayet-i kerimeden murad, ins ve cindir. Veyahut tağlib üslûbuyla bütün mevcudat dahildir.

عَلَيْهَا daki zamir, ya Küre-i Arz’a raci’dir. Arz’ın üzerindeki mevcudatın fani olduğunu ifade eder. Bununla beraber ayet-i kerimede tahsis yoktur. Yani fani olan sadece Arz ve Arz’ın üzerindeki mevcudat değil; belki sema ve sema ehli de fanidirler. Belki kâinat ve içindeki bütün mevcudat da fanidir. Bu ayet nazil olunca melekler: هَلَكَ اَهْلُ اْلاَرْضِ “Yeryüzü ahalisi helak oldu.” dediler. Cenab-ı Hak da, كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ “Her şey fanidir. Ancak Zat-ı Akdes-i İlahi bakidir.”[2] ayetini indirdi.

Veya عَلَيْهَا daki zamir, الْجَوَارِ (gemiler) kelimesine raci’dir.

Kur’an’ın semavat ve arzdan bahseden ekser ayetlerinde, ف۪ي harf-i cerri kullanıldığı halde; burada عَلَيْهَا denmesi, bu ayetin evvelki ayetle olan münasebetinden çıkan şöyle bir üslûb-u temsiliye işaret etmektedir:

Küre-i Arz, fezay-ı âlem denizinde seyahat eden bir sefine-i Rabbaniyedir. Rahman-ı Zülcemal, ins ve cinni hem ticaret, hem tenezzüh için o gemiye bindirmiş ve o gemiyi de enva-i san’at ve ni’metleriyle tefriş edip onları Daru’s-Selam’daki daimi ziyafetine davet etmiştir. Nasıl gemiyle seyahate gidenler, elbette onda daimi kalmazlar ve maksud memlekete vardıklarında inerler. Öyle de şu Küre-i Arz gemisinde seyahat eden ins ve cin, belki bütün mahlukat, bir gün haşir meydanına muvakkaten uğrayıp daha sonra vatan-ı aslileri olan cennette o gemiden inecekler, daimi bir surette orada ikamet edeceklerdir. O gemide isyan çıkaran, Daru’s-Selam’daki ebedi ziyafet davetine iman ve ibadetle icabet etmeyenler de o gemiden alınıp cehennem denilen zindana atılacaklardır.

وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ “Celal ve ikram sahibi olan Rabb'in Tealâ'nın Zat-ı ulûhîyyeti bakidir.” Bu ayette geçen  وَجْهُ kelimesinden murad, Ellah’ın Zat’ıdır.  Zat-ı Zülcelal’in bekası ise; esma ve sıfat ve ef’al-i İlahiyenin ve bunların tecelliyatının bekasını iktiza eder. Demek kâinat, mana-yı ismiyle, yani dünyaya bakan cihetiyle fanidir. Mana-yı harfiyle, yani esma ve sıfat-ı İlahiyeye bakan cihetiyle bakidir. O halde mevcudatın zahiri vücudları kaybolur. Fakat hakikatleri, esma-i İlahiye dairesinde mahfuz kalır.

رَبِّكَ “Senin Rabbin” ifâdesindeki hitap, ya her bir muhatab içindir. Bu takdirde ayet-i kerimenin manası şöyle olur: “Ey muhatab! Rabbi’nin vechi, yani Zâtı bakidir. Öyleyse O'ndan başkasına iltifat etme. Çünkü, O'nun dışındaki herşey, fanidir.”  Veyahut  ayetteki hitab, Hazret-i Muhammed (a.s.m)’adır.

ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ ifadesinin üç manası vardır:

Birincisi: Her iki isim, masdar-ı bina faildir. Yani Ellah (cc), celal ve ikram sahibidir. Yani azamet ve kibriya sahibi ve mahlukatına, hususan insana iyilik yapan Zat demektir.

İkincisi: Her iki isim, masdar-ı bina mef’uldur. Yani Ellah, tazim ve ikram olunmaya, yani ibadet olunmaya layık Zat demektir.

Üçüncüsü: Biri masdar-ı bina fail, diğeri masdar-ı bina mef’uldür. Yani Ellah celal sahibi ve kendisine iyilik yapılmaya, yani ubudiyette bulunulmaya layık olan Zat demektir.

(Semendel Yayınlarından Rahman Suresi’nin Tefsiri adlı eserden alınmıştır.

 


[1] Rahman, 55:26-27

[2] Kasas, 28:88.

 

Bu yazi 572 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2022 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.028 sn. deSen
↑ Yukarı