tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
(Yeryüzünde kibirli bir halde yürüme. Şüphe yok ki, sen ne yeri yarabilirsin) öyle bir kuvvete sahip değilsin (ve ne de boyca dağlara yetişebilirsin.) Artık bu kadar büyüklük taslamak sana yakışır mı?
(İsra, 17/37)
Hadîs-i Şeriflerden
Ellah, gündüz günah işleyen kimsenin tevbesini kabul etmek için geceleyin rahmet elini açarak tevbeleri kabul eder. Gece günah işleyen kimsenin tevbesini kabul etmek için gündüz rahmet elini açarak günahları bağışlar. Güneş battığı yerden doğuncaya kadar (yani kıyamete) kadar bu böylece devam eder gider.
(Müslim, tevbe 31)
Dualardan
Ya İlâhî! Din ve mukaddesat düşmanlarını kendi dertlerine düşürerek kötü emellerine muvaffak eyleme.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
Güzel değil batmakla gaib olan bir mahbub. Çünki zevale mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli.
Sözler
YERYÜZÜ SOFRASINDA DİZİLEN BAZI NİMETLER

YERYÜZÜ SOFRASINDA DİZİLEN BAZI NİMETLER

14.01.2022

ف۪يهَا فَاكِهَةٌ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْاَكْمَامِ  وَالْحَبُّ ذُو الْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُۚ

“O Arz’da insanın telezzüz edeceği birçok meyveler vardır ve bilhassa hurma ağaçları vardır ki; o hurmalar yaprakları ve sair lifleriyle meyvesini örter perdeler sahibidir. Hem o arzda insanların gıdası için ya­ratılmış buğday, arpa gibi yeşil yaprak ve râyiha-i tayyîbe sahibi daneler de vardır.”[1]

Cenab-ı Hak, bir önceki ayet-i kerimede Küre-i Arz’ın zihayat için kabil-i sükna olacak bir vaziyette müheyya edildiğini, böylece arzın, insanın meskeni olduğunu zikretti. Bu ayet-i kerimelerde ise Küre-i Arzda yaşayan insanın en fazla muhtaç olduğu rızkına nazar-ı dikkati celbediyor. Fakihe ve gıda olmak üzere rızkın iki kısmından bahsediyor. Onlardaki san’at ve nimet cihetine dikkatleri çekip nev-i beşeri tefekkür ve şükre davet ediyor.

Ayet-i kerimede geçen فَاكِهَةٌ kelimesi, meyve demektir. Gıda olmayan ve telezzüz için yenilen yiyeceklerdir.

 فَاكِهَةٌ kelimesinin nekre olarak gelmesi, meyvelerin çokluğuna ve çeşitliliğine bir işarettir. Bu da Ellah tarafından yeryüzünde insan için yaratılan meyvelerin hepsinin bilinemeyecek kadar çok ve çeşitli olduklarını göstermektedir.

النَّخْلُ ذَاتُ الْاَكْمَامِ ise; tomurcuklar sahibi hurma demektir. Kur’an-ı Kerim’in, hurma ağacının tomurcuklarının olduğunu özellikle söylemesi, her meyve ağacında tomurcuğun olmamasından dolayıdır.

Hurma, fakihe olduğu halde, bu ayet-i kerimede fakihe kelimesinden sonra bir daha marife olarak zikredilmesinin sebebi, hurmanın hem fakihe, hem de gıda olmasından dolayıdır.

Hurmanın hem meyvesinden, hem liflerinden, hem de ağacından ve gölgesinden istifade edilir. Üzüm gibi bir kısım meyvelerin ise sadece meyvesinden istifade edilir. İnsan için bu kadar faideye medar olduğundan fakiheler arasından hurma zikredildi.

Ayet-i kerimesinde geçen الْحَبُّ buğday ve arpa gibi gıda hükmünde olan danelerdir. الْعَصْفِ kelimesi, yaprak demektir.  وَالْحَبُّ ذُو الْعَصْفِ yapraklı daneler manasındadır. Ayet-i kerimede geçen الْحَبُّ kelimesi, insanların gıdasına, الْعَصْفِ kelimesi ise, sap saman gibi hayvanların rızkına işaret etmektedir. Böylece Ellah tarafından gerek insanlara ve gerekse onların istifadesine verilen hayvanlara ikram edilen nimetlere işaret edilmiştir. Demek insanların rızkı içinde hayvanların rızkı da gönderilmiştir.

Bu ayetteki الرَّيْحَانُ kelimesinde iki kıraat vardır:

Birinci Kıraat: الرَّيْحَانُ Ötre iledir. Bu takdirde الرَّيْحَانُ kelimesi, الْحَبُّ kelimesine matuf olur. Bu durumda ayetin manası şöyledir: “Arzda danelerden başka olarak güzel kokulu nebatlar da vardır.” Veyahut الرَّيْحَانُ kelimesinden murad cümle rızıklardır.

İkinci Kıraat: الرَّيْحَانِ Esre iledir. Bu takdirde de الرَّيْحَانُ kelimesi,  الْحَبُّ kelimesinin ikinci sıfatı olarak الْعَصْفِ kelimesine matuf olur. İfade eder ki, o danelerde iki nesne vardır:

Biri: Yeşil yapraklardır ki; onlar hayvanların rızkıdır.

Diğeri: Reyhandır ki; o da içinden tomurcuk çıkan çiçeğidir. O ise insanın rızkıdır.

Bu ayet-i kerimelerde فَاكِهَةٌ kelimesi, nekreli gelmiştir. Halbuki النَّخْلُ ve الْحَبُّ kelimeleri, marifedir. Bunun üç sebebi vardır.

Birincisi: Fakihe, herkes için bir değildir. Yani herkesin sevdiği meyveler farklı olduğu gibi; ihtiyacı olan meyveler de farklıdır. Her meyveye herkesin ihtiyacı yoktur. Hem her vakit meyveye ihtiyaç yoktur. Fakat gıdalar öyle değildir. Onlara herkesin her vakit ihtiyacı olduğundan bellidirler.

İkincisi: Fakiheler, gayr-ı mahdud envaı olmakla belli değildir. Fakat daneler ve hurmalar bellidir. Bunun için marife gelmiştir.

Üçüncüsü: Hurma bir cihette meyve olduğu halde, النَّخْلُ kelimesinin marife gelmesinin bir sebebi de onun aynı zamanda gıda olmasıdır.

(Semendel Yayınlarından Rahman Suresinin Tefsiri adlı eserden alınmıştır.)

 


[1] Rahman, 55:11-12.

 

Bu yazi 432 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2021 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.021 sn. deSen
↑ Yukarı