tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
(Yeryüzünde kibirli bir halde yürüme. Şüphe yok ki, sen ne yeri yarabilirsin) öyle bir kuvvete sahip değilsin (ve ne de boyca dağlara yetişebilirsin.) Artık bu kadar büyüklük taslamak sana yakışır mı?
(İsra, 17/37)
Hadîs-i Şeriflerden
Ellah, gündüz günah işleyen kimsenin tevbesini kabul etmek için geceleyin rahmet elini açarak tevbeleri kabul eder. Gece günah işleyen kimsenin tevbesini kabul etmek için gündüz rahmet elini açarak günahları bağışlar. Güneş battığı yerden doğuncaya kadar (yani kıyamete) kadar bu böylece devam eder gider.
(Müslim, tevbe 31)
Dualardan
Ya İlâhî! Din ve mukaddesat düşmanlarını kendi dertlerine düşürerek kötü emellerine muvaffak eyleme.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
Güzel değil batmakla gaib olan bir mahbub. Çünki zevale mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli.
Sözler
MİZAN

MİZAN

17.12.2021

وَالسَّمَاء رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمِيزَانَ

“Rahman Teala, semayı yükseltti ve mizanı vaz’ etti.”[1]

Bu ayet-i kerimede geçen الْميزَانَ kelimesi beş manaya muhtemeldir:

 Birincisi: Kâinattaki tekvini adalettir. Bu takdirde ayetin manası şöyle olur:

“Cenab-ı Hak, tekvini olarak kâinatta adaleti vaz etmiştir. Yani hem her şeye hassas mizanlarla, mahsus ölçülerle vücud vermiş, suret giydirmiş, her şeyi yerli yerine koymuştur. Hem اَعْطَى كُلَّ ذِى حَقٍّ حَقَّهُ kaidesince “Her hak sahibine istidadı nisbetinde hakkını vermiştir.” Mesela; yerin, göğün, Güneşin, otun vehakeza her bir mevcudun hakkı ne ise onu vermiştir. Hem istidad, ihtiyac-ı fıtri ve ızdırar lisanıyla yapılan bütün dualara cevap vermiştir. Hem de haksızları ve haddini aşanları azab ile terbiye etmiştir. Bütün bunlar, kâinatta tekvini olarak adalet kanununun hükümferma olduğunu gösteriyor. Öyle ise ey insanlar! Siz de teklifi olarak adalete riayet edin, hukukullah ve hukuk-u ibada tecavüz etmeyin, birbirinize zulmetmeyin. Ta ki tekvini adalet ile teklifi adalet birleşerek âlemde tek bir irade hakim olsun.”

Kur’an-ı Mu’cizu’l-Beyan, kâinatta icra olunan nizam ve mizanı ders verdikten sonra cin ve inse şöyle bir hitapta bulunuyor:

“Semavat ve arzdaki şuursuz ve camid cirmler, o kadar azametleriyle beraber zerre kadar hadlerini tecavüz etmezler, kemal-i itaatle evamir-i tekviniyeye itaat ve inkıyad ederler. Sizlere ne oluyor ki, o küçük cirminize rağmen pek çok defa haddinizi aşarak, evamir-i teklifiyeyi kırıyorsunuz, neticede o azametli cirimleri isyanınız sebebiyle aleyhinize çeviriyorsunuz. Hem şuurlu olduğunuz halde evamir-i İlahiyeye itaat ve inkiyad noktasında o şuursuz mahlukattan geri kalmamanız icab eder.”

İkincisi: Mizandan murad, ölçü aletleridir ki; bunlar da aded (sayı), zira’ (uzunluk), keyl (ölçek) ve vezn (tartı) olmak üzere dört nev’dir. Bu takdirde ayet: “Adalete vasıta olan bu aletleri, kemal-i merhametinden Cenab-ı Hak indirdi. Siz de bu aletleri güzelce istimal edip, ifrat ve tefritten kaçınarak muamelatınızda adaleti ikame edin.” manasında olur. Eğer şu dört nev mizan olmasa, yeryüzü zulümle dolar.

Veyahut mizandan murad asıl itibariyle terazidir. Fakat mizan kelimesinin dört defa tekrar edilmesiyle bu dört nev’ mizana  işaret edilmektedir.

Bu dört nevi mizan yeryüzünde kullanıldığı için; yerle beraber zikredilmesi lazım gelirken, ehemmiyetine binaen sema ile beraber zikredimiştir.

Hem Cenab-ı Hak, bu dört nevi mizanın semavat âleminde dahi mevcud olduğunu ihsas ettirmektedir. Semavat âlemine nazar-ı dikkatle bakıldığında bu dört nevi mizan görülecektir. Mesela; semavattaki yıldızlar ve seyyareler hep sayılıdır. O cirimlerin arası adeta metreyle ölçülmüş gibi mizanlıdır. Semavattaki her bir ecramın kütlesi bellidir. Her bir cirmin kendisine göre bir hacmi vardır. Semavat âleminde böyle aded, zira’, vezn ve keyl olmak üzere dört nevi mizanı tekvini olarak vaz’ eden Adil-i Mutlak; elbette nev-i beşerden de kendi aralarında adaleti te’sis etmeleri için teklifi olarak bu dört nevi mizana riayet etmelerini isteyecektir.

Üçüncüsü: Ayet-i kerimede geçen الْميزَانَ kelimesinden murad, başta Kur’an olmak üzere semavi kitaplardır.[2]

Dördüncüsü: Ayet-i kerimede geçen الْميزَانَ kelimesinden murad şeriattır. Şeriat da dört nev’ mizanı ihtiva etmektedir:

1- Kitab,
2- Sünnet,
3- İcma-ı Ümmet (sahabe ve müctehidlerin icmaı)
4- Kıyas-ı Fukaha.

Bu manaya göre; mizan kelimesinden asıl murad, Kur’an’dır. Sünnet, Kur’an’ın tefsiri, İcma ve Kıyas da Kitab ve Sünnet’in açıklaması olduğu için birer mizan olarak kabul edilmiştir. Ayette “mizan” kelimesinin dört defa tekrarı, bu manevi mizanlara dahi işaret içindir. Bu takdire göre ayet-i kerimenin manası şöyle olur: “Cenab-ı Hak, ef’al-i ihtiyariyenizi tanzim etmek için Sünnet, İcma ve Kıyas’ı ihtiva eden Kur’an’ı indirip size ta’lim etti ve şeriatı vaz etti. O halde akval, ef’al ve ahvalinizde şeriatın mizanlarına ittiba edip ifrat ve tefritten sakınarak adalete riayet edin ve zulmetmeyin.”

Beşincisi: Ayet-i kerimede geçen الْميزَانَ kelimesinden murad ahkam-ı İlahiyedir.[3]

 

(Semendel Yayınlarından Rahman Suresi’nin Tefsiri adlı eserden alınmıştır.)

 


[1] Rahman, 55/7.

[2] En’am, 6/115.

[3] Şura, 42/17, Hadid, 57/25 ayet-i kerimeleri de bu manayı ifade eder.

 

Bu yazi 662 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2021 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.017 sn. deSen
↑ Yukarı