4 Sevval 1442
16 Mayıs 2021
Üye Giriş / Kayıt tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
(O kimseler ki imân etmişler,) yani Hazret-i Muhammed (asm)’a indirilen vahy-i İlahinin tümünü birden kalben tasdik edip dil ile ikrar etmişler (ve imanlarına bir zulmü) herhangi bir şirki (bulaştırmamışlardır. İşte) asıl (korkudan) ebedî azaba düşme endişesinden (emin olmak, onlara) halis imâna sahip olan zatlara (aittir.) Onların istikballeri güven içindedir. (Ve hidâyete ermiş olanlar da onlardır.)
(En’am, 6/82)
Hadîs-i Şeriflerden
Alim bir kimsenin bilgisizce ibadet eden bir kimseye üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir.
(Ebu Davud, İlim, 1; Tirmizi, İlim, 19)
Dualardan
Cenâb-ı Hak hâkimleri, adalet-i hakikiyeye muvaffak etsin, âmîn.
(Tarihçe-i Hayat)
Vecîze
Bu dünya bizi kovmadan evvel ve haydi dışarıya demeden, biz kemal-i izzetle, Ellah'a ısmarladık deyip izzetimizle bu fâni zevklerimizi bırakmalıyız.
Emirdağ Lâhikası

KUR'AN VE RİSÂLE-İ NÛR, TOKATLARDA İSTİ’MÂL EDİLMEZ

19.04.2021

 

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلاَةُ

وَ السَّلاَمُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ

وَ عَلٰى اٰ لِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ

 

Azîz, Sıddık, Âhiret Kardeşlerim!

Evvelâ: Cenâb-ı Hak, Enbiyâ Sûresi’nin 107. âyet-i kerîmesinde şöyle buyuruyor: وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ  “Ey Resûlüm! Biz, Seni, ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” Bu âyet-i kerîme, ifâde eder ki; Kur’ân ve Resûl-i Ekrem (asm)’ın risâleti, bu âleme sâdece rahmet olmak için gönderilmiştir.

Sâniyen: Ellâh, belâ ve musîbeti, eski ümmetlere gönderdiği zamân; onları, azâb-ı isti’sâl ile kökten helâk ediyordu. Resûl-i Ekrem (asm), risâlet vazîfesiyle gönderilince; insanlar, “ümmet-i da’vet ve ümmet-i icâbet” olmak üzere iki kısma ayrıldı. Îmân ve itâat eden ümmet-i icâbet, dünyâ ve âhirette mükâfât görür. Îmân ve itâat etmeyip muhâlefet eden ümmet-i da’vet ise, dünyada azâb-ı isti’sâl ile kökten helâk olmaz. Öyle ise, Resûl-i Ekrem (asm), dünya cihetiyle kâfirler için bir rahmet oldu.

İşte bu hükme binâen; Kitâb ve Sünnet’e muhâlefet eden kâfirler bile, azâb-ı isti’sâl ile cezâlandırılmadığı hâlde; Kur’ân’ın tefsîri olan Risâle-i Nûr, nasıl azâb için istimal edilir? Nasıl tokat ve tehdîd âleti olarak kullanılır? Hem nasıl O’nunla tokat istenilir? Öyle ise, “Bu tâife, şöyle yaptığı için, tokad yedi.” “Bunlar, bizim hizmetimizi takdîr etmedi; bizi dinlemedi; onun için tokat yedi.” “Bunlar, tokata müstahaktır.” gibi ifâdeler kullanmak, yanlıştır, vebâldir ve hatâ-i azîmdir. Zîrâ rahmet için yazdırılan ve asıl hedefi rahmet olan bir eser, tokat için olamaz.

Hem “Bu şahıs, tokat vurdu.” şeklinde tokadı eşhâsa vermek, büyük bir hatâdır, vebâl-i azîmdir. Zira tokat, eşhâsa verilmez.

Hem bu âyetin sarîh ifâdesinden anlaşılıyor ki; Kur’ân’ın asıl gâyesi, tokat değil, rahmettir.

Hem şu âlemin netîcesi olan Cennet, asıldır. Cehennem ise, kânûn-u İlâhî’ye muhâlefet edenler için, tebeî olarak yaratılmıştır.

Evet, şu âlemde hayr ve rahmet, esâstır; cezâ ve tokat ise, tebeîdir. Haddini aşanlar, tebeî olarak bazen tokat ile terbiye edilirler. Buna binâen Risâle-i Nûr da -hâşâ- tokat için yazdırılmamıştır ve tokatta kullanılmaz. Üstad Bedîüzzaman (ra) Hazretleri, konuyla alakalı olarak Kastamonu Lâhikasında şöyle buyurmuştur:

“Aziz, Sıddık Kardeşlerim!

Risale-i Nur, dünya işlerine âlet olamaz, dünya işlerinde siper edilmez. Çünki, ehemmiyetli bir ibadet-i tefekküriye olduğu cihetle, dünyevî maksadlar onunla kasden istenilmez. İstenilse ihlas kırılır, o ehemmiyetli ibadet şekli değişir. Yani, çocuklar gibi döğüştükleri vakit Kur'an'ı başına siper eder. Başına gelen zarar, Kur'an'a geldiği gibi; Risale-i Nur, böyle muannid hasımlara karşı siper istimal edilmemeli. Evet, Risale-i Nur'a ilişenler tokatlar yerler, yüzer vukuat şâhiddir. Fakat Risale-i Nur, tokatlarda istimal edilmez ve niyet ve kasd ile tokatlar gelmez. Çünki sırr-ı ihlas ve sırr-ı ubudiyete münafîdir. Bizler, bize zulmedenleri, bizi himaye eden ve Risale-i Nur'da istihdâm eden Rabbimize havale ediyoruz.”[1]

Emirdağ Lahikası adlı eserinde ise şöyle buyurmuştur:

“Ey bu millet ve vatanı seven kardeşler! Evet, o münafıkların dedikleri gibi, nüfuz var. Fakat benim değil, belki Risale-i Nur'undur. Ve o kırılmaz, ona iliştikçe kuvvetleşir. Ve millet ve vatan aleyhinde hiçbir vakit istimal edilmemiş ve edilmez ve edilemez.”[2]

Üstad Hazretleri’nin talebelerine âid 10. Lem’a’da geçen şefkat tokatlarıyla alâkalı ifâdelerine gelince; şefkat tokatlarının çoğu, talebeleri tarafından kendi rızâları ile yazılmıştır. O hâlde Risâle-i Nûr’da tebeî olarak ifâde edilen bu gibi mesâili, asıl mesâil olan îman hakîkatleri gibi fazla nazara vermemek lâzım ve elzemdir.

Sâlisen: Bu tür kelimeleri ve cümleleri kullanmak, dört noktada zarar verir:

Birinci Nokta: Sarf edilen bu cümleler, kimin hakkında kullanılırsa; ona, bir nev’i ulûhiyyet sıfâtı verilmiş olur. Bu ise, sırr-ı tevhîde münâfîdir.

İkinci Nokta: Şahsî kanâatını, Kur’ân hesâbına kullanmaktır ki; bu, vebâl-i azîmdir. Çünkü ba’zı kimselere gelen tokat, şefkat tokadı olup, o kimse için sadece rahmet olur.

Üçüncü Nokta: Sarf edilen bu cümleler, Risâle-i Nûr’un te’lîf gâyesine muhâliftir.

Dördüncü Nokta: Bu cümleler ve ifâdeler, fıtrat-ı âlemin yaradılışına da münâfîdir.

Hülâsa: Şu hilkat-ı kâinatın gâyesi, rahmet ve Cennet’tir; azâb ve Cehennem ise, tebeîdir. Da’vâmız ve vazîfemiz ise, tokat vurmak değil; insanları, rahmete ve Kur’ân sofrasına da’vet etmektir.

Netîce-i kelâm: Mezkûr îzâhâtı nazara alıp, Kitâb ve Sünnet’in ölçüleri dışına çıkmamanızı ve bu husûsta dikkatli olmanızı hâsseten ricâ ediyorum. Hem bu mes’elede olduğu gibi; bütün mes’elelerde her mü’minin mihengi, Kur’ân ve Sünnet olmalıdır. Ellâh, cümlemizi, Dîn nâmına yaptığımız her türlü yanlıştan, yanlış fetvâlardan, fevrî ve indî düşüncelerden muhâfaza eylesin. Âmîn.  

İhtar: Her kim, “Falanca şahıs, Molla Muhammed’i dinlemedi; onun için tokat yedi.” Veya “Molla Muhammed, haddini aşanları tokatlar.” gibi bir ifâde kullanmak sûretiyle eşhasa gelen tokatları, bana isnâd ederse, o kimseye hakkımı helâl etmiyorum.

 

19 Nisan 2020

Âciz, Fakîr, Hâdimü’l-Kur’ân, Kardeşiniz

Molla Muhammed

 


[1] Kastamonu Lâhikası, s. 262.

[2] Emirdağ Lâhikası I, s. 18.

 

Bu yazi 885 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2021 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.016 sn.
↑ Yukarı