17 Zilkade 1441
08 Temmuz 2020
Üye Giriş / Kayıt tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Toprağı verimli olan güzel bir memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle yeşerip çıkar. Çorak, verimsiz olan bir yerin bitkisi ise çıkmaz, çıkan da bir şeye yaramaz. İşte şükredecek kimseler için biz, ayetleri böyle farklı üsluplarla tekrar tekrar açıklarız.
(A’raf, 7/58)
Hadîs-i Şeriflerden
Ellah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed Ellah’ın Resulüdür diye şehadet eden kimseye, Ellah Cehennem’i haram kılar. (O kimse Cehennem’de ebedi kalmaz.
(Müslim, İman 47)
Dualardan
Yâ Rabbenâ! Yâ İlâhenâ! Yâ Nâsırenâ! Zâlim¬lerin şerlerini, zulümlerini izzetine lâyık bir sûretde def u ref' eyle.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
Dünyada masiyetin akibeti, ikab-ı uhrevîye delildir.
Mektûbat

KABİR, AHİRET MENZİLLERİNİN İLKİDİR

12.06.2020

#CumaDersi

 

Aziz Kardeşlerim!

Ölümle başlayıp kıyamet gününe kadar devam edecek olan hayata “kabir hayatı”, ölümle başlayıp yeniden dirilmeye kadar devam eden hayata ise “berzah hayatı” denir. Kabir hayatı, berzah hayatının bir bölümüdür. Berzah âlemi, dünya ile ahiret arasında bulunan bir âlemdir. Gelecek ayet-i kerîme bunu ifade etmektedir:

وَمِنْ وَرَٓائِهِمْ بَرْزَخٌ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

“(Ve) onlar, dünyaya dönmeyi isteseler de dönemezler. Çünkü (onların önlerinde diriltilecekleri güne kadar bir berzah) engel (vardır.) O berzah ise, ölümle başlayıp, yeniden dirilmeye kadar geçen süreyi ifade eder. Bu engel, onların dünyaya dönmelerine mânidir.”[1]

Kabir, ahiret menzillerinin ilkidir. Bir hadiste “Kabir, ahiret menzillerinden ilkidir. Bir kimse, eğer oradan selametle kurtulursa, sonraki menzilleri daha kolay geçer. Kurtulamazsa, sonraki menzilleri geçmek çok zor olacaktır.”[2] buyrularak ölüm ile ahiret hayatının başladığı ifade edilmiştir.

Evet, kabir âlemi ve bu âlemde ehl-i iman ve taatin saadete mazhar olması, ehl-i şirk ve isyanın da azaba dûçar olması haktır. Her ne kadar insan, öldükten sonra cesedi zamanla çürüyüp dağılsa bile, ruhu ölmez, kılıflı ruhu çürüyüp dağılmaz. İnsan, kabirde suale tabi tutulduktan sonra kabirde ya ehl-i saadet ya da ehl-i şekavet olur.

Cumhûr-u ulemaya göre; kabirdeki sual, azab veya nimet, hem ruh, hem de bedenedir. Vefat eden kimse,  nerede ve hangi durumda bulunursa bulunsun, kabir ve berzah âlemi safhasından geçer. Kabre konulan insanın suale tabi tutulacağı, Resûlullah (sav)’in pek çok hadis-i şerifiyle sabittir. Vefat eden kimsenin vücudu paramparça olsa veya yırtıcı hayvanlar onu yese veya denizde boğulup kalsa veya yakılıp külü havaya savrulsa bile yine kabir hayatını yaşar, sorguya tabi tutulur. Toprağa defnedilmesi lâzım değildir. Zira vefat eden kimsenin her ne kadar cesedinin zerreleri dağılsa bile ruhunun bütün zerreleriyle, bahusus zerrat-ı esasiyesini ihtiva eden ve hadiste acbu’z-zeneb tabir edilen cüz’ü ile alakası vardır. İnsanın mahiyetini taşıyan o acbu’z-zeneb denilen cüz’, yanmaz, çürümez, dağılmaz, yok olmaz.

Evet, kabir âlemindeki saadet ve şekavet hususunda ruh asıldır, cesed tebeîdir. Bununla beraber cesedin de kabirdeki lezzet veya elemden tebeî olarak hissesi vardır. Zira insan öldüğünde, her ne kadar cesedi çürüyüp dağılır. Fakat acbu’z-zeneb denilen bir cüz’ü, bir madde-i esasiyesi bâkî kalır. O madde, o insanın mahiyetini taşımaktadır ve o insanın bir çekirdeği hükmündedir. Ruhun, kabirde o madde ile bir münasebeti vardır. Ancak bu münasebetin mahiyeti bizce meçhuldür. Ruh elem çektiğinde, münasebetdar olduğu o      acbu’z-zeneb de elem çeker. Acbu’z-zeneb bir fihriste olması hasebiyle, sanki bütün cesed bir nevi elem çekmiş gibi olur. Ruh lezzet aldığında ise, sanki bütün cesed bir nevi lezzet alır.

Demek her insan, ister toprağa gömülsün, ister boğularak denizde kalsın veya yanarak külü havaya karışsın, mutlaka kabir hayatını yaşayacaktır.

İnsan, öldükten sonra kabre konulunca Münker ve Nekir isimlerinde iki melek yanına gelecek; “Rabbin kimdir? Peygamberin kimdir? İmamın kimdir? Dinin nedir? Kıblen neresidir? Kimin zürriyetindensin? Kimin milletindensin? Erkek kardeşlerin kimlerdir? Kız kardeşlerin kimlerdir?” gibi sualleri soracak. İman edip salih amel işleyenler, bu suallere doğru cevab verecekler ve kendilerine Cennet kapıları açılarak Cennet gösterilecek ve kabirde misâlî cennette telezzüz edeceklerdir. Kâfirler, münafıklar ve asiler ise, bu suallere doğru cevab veremeyecekler, onlara da Cehennem kapıları açılarak Cehennem gösterilecek ve kabirde misâlî cehennemde azab çekeceklerdir. Kâfirler, münafıklar ve âsîler kabirde elem ve sıkıntı içinde azab görürken; mü’minler, nimetler içerisinde mes’ud ve sıkıntısız bir hayat süreceklerdir.[3]

 


[1] Mü’minun, 23:100.

[2] Tirmizi, Zühd, 5; İbn Mace, Zühd, 32.

[3] Semendel Yayınlarından Yasin Sûresi’nin Tefsiri 2 adlı eserden alınmıştır.

 

Bu yazi 1234 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2019 Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.023 sn.
↑ Yukarı