tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Ey insanlar! Bilin ki; (göklerde ve yerde ne varsa hepsi Ellah'ındır. Şüphe yok ki, Ellah Ganî’dir, Hamid’dir.) Bütün varlıklar O’na muhtaçtır, O ise hiçbir şeye muhtaç değildir ve her hamd ve senaya lâyık olan da yalnız O'dur.
(Lokman, 31/26)
Hadîs-i Şeriflerden
Her kim namaz için camiye gidip gelirse, Ellah her geliş ve gidişinde onun için Cennet’te bir sofra hazırlar.
(Buhârî, Ezan 37; Müslim, Mesâcid 285)
Dualardan
Ya İlâhî! Hâricî ve dâhilî dîn düşmanlarını makhûr ve perîşân eyle.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
Bütün mevcûdatın muntazam sûretlerini basit maddeden yapmak ve açmak, vahdeti bedahetle isbat eder.
Şuâlar

HÂDİMÜ’L-KUR’ÂN OLARAK VAZÎFEM, HAKKI SÖYLEMEKTİR

10.05.2020

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ

وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ

وَ عَلٰى اٰ لِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ

Azîz Âhiret Kardeşlerim!

Bazı mesâil-i îmâniye, fıkhiyye ve ilmiyeyi Ellah rızası için neşrediyoruz. Te’sîrini Ellah’tan bekleriz. Bu meyanda şahsıma ve neşrettiğim kitab ve yazılarıma maalesef bir takım hakaretler ve hücûmlar vâki’ oluyor. Ben, şahsıma hakâret eden eşhasa, hakkımı ana sütü gibi helal etmekle beraber, onların îmân ve amel-i sâlihleri için, dünyevî ve uhrevî saâdetleri için duâ ediyorum. Bundan böyle siz âhiret kardeşlerimden de ricâm; şahsıma hakaret eden eşhasın hakaretlerine karşı kulaklarınızı tıkayın, onlara cevab vermeyin, dedikodulara yol açmayın. Ta ki bu mübarek günleri huzûr ve sükûnet içinde geçirelim.

Size inancımı söylüyorum: Bize hücûm edenlere, hakaret edenlere karşı yegâne silahımız, حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ deyip bu âyetin hısn-ı hasînine sığınmak, Ellah’ın hıfz ve inayetine ilticâ etmektir. Bu âyet-i kerîmeyi günde 500 defa tekrar etmemiz, bize hakaret edenlere cevab vermemizden bin defa daha hayırlıdır. Bir iki arkadaş, kısmen çaresizlikten cevab verdiler. Fakat ben, buna razı değildim. O mu’teriz kimselere cevabımız, لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ  kelime-i kudsiyesini tekrar etmektir. Kur’ân’ı, Hadîs’i, Risale-i Nûr’un tefekkürî bahislerini okumaktır. Salat-ı tefriciyeye devâm etmektir.

Tekrar söylüyorum: Hâdimü’l-Kur’ân olarak benim vazîfem, hakkı söylemektir. Halkı ikna etmek, onlara kabûl ettirmek, benim vazîfem değildir. Söverler, sayarlar. Ben, onlara hakkımı helal ederim, onlara dua ederim. Bununla beraber eğer ilmî bir hatamı tesbît edip Kitab, Sünnet, İcma-i Ümmet, Kıyas-ı Fukaha ve bu asırda Kur’an ve Hadîs’in ma’nevî bir tefsiri olan Risale-i Nûr’dan nakil yaparak o hatamı tashîh ettikleri takdirde, onların o tashîhîni baş göz üstüne kabul ve takdîr ederim. Şayet bu esaslara göre değil, heva-i nefislerine göre tenkîd ederlerse, benim yaptığım gibi siz de sükût edin, onlara cevâb vermeyin.

Cenab-ı Hak, bu mübârek günlerin feyiz ve bereketinden hissemizi ziyâde eylesin. Âmîn.

 

Hâdimü’l-Kur’ân

Muhammed DOĞAN

 

Bu yazi 5846 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2025 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.217 sn. deSen
↑ Yukarı