tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Yâ Muhammed! Sana Ellâhu Teâla’dân suâl edenlere de ki: O Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd birdir. Şerîki ve nazîri yoktur. Her şey O’na muhtâç olduğu halde, O hiçbir şeye muhtâç değildir. O doğmamış ve doğurmamıştır. Ezelî ve ebedîdir. Hiçbir şey O’na denk ve mümâsil olmadı.
(İhlas, 112/1-4)
Hadîs-i Şeriflerden
Komşusu zararından emin olmayan kimse cennete giremez.
(Müslim, İman 73)
Dualardan
Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb'îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyetini başı boş bırakıp i'dam etme.
(Sözler)
Vecîze
Dünya süslü bir menzildir. Herbirimizin hayatı, bir endam âyinesidir. Şu dünyadan herbirimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır.
Mektûbat

Aşırı yoğunluktan dolayı sorulara şu anda cevap veremiyoruz. Bu arada lütfen takipte olun.

    ← Sorulara Dön

    Şirk nedir? Kur'ân-ı Kerîm'de yahûdî hıristiyanlardan “ehl-i kitâb” diye basedildiği halde Niçin “müşrik” sayılırlar?
    25.12.2014 21:08 Ahmet Sonmez 7636 defa gösterilmiştir.

    Teşrî‘ hakkı yalnız Elláh’a mahsús ve helâl ve harâmı ta‘yîn etmek yetkisi sâdece O’na áid iken, Yahûdî ve Hıristiyanların ahbâr ve ruhbânları helâl ve harâmları kendileri tesbît etmeleri sebebiyle Elláh’a Rab isminde şerîk olmuşlardır; onlara tâbi‘ olanlar da o ahbâr ve ruhbânların helâl kıldıklarını helâl, harâm kıldıklarını da harâm kabûl edip inanmakla müşrik olmuşlardır. Cenâb-ı Hak, onların bu şirklerini şöyle beyân etmektedir:

    اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُواْ إِلاَّ لِيَعْبُدُواْ إِلَهًا وَاحِدًا لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    “Yahûdîler; Elláh’ı bırakıp háhámlarını, Hıristiyanlar da râhiblerini ve Meryem oğlu Ísâ’yı rablar edindiler. Hâlbuki, onlara tek İlâh’a ibâdet ve kulluk etmeleri emrolundu. O’ndan başka ilâh yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.”(Tevbe Sûresi, 9:30-31)

    Bu âyetin tefsîri husúsunda şöyle bir hadîs mevcûddur:

    İmâm Ahmed ve Tirmizî ve İbn-i Cerîr-i Taberî, Adiyy bin Hâtem (ra)’den rivâyet ettiler ki: “Adiyy bin Hâtem, Resûlulláh (sav)’in yanına, boynunda gümüşten bir haç olduğu hâlde girdi. Resûlulláh (asm), o sırada, اتَّخَذُواْأَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ

    "Yahûdîler, Elláh’ı bırakıp háhámlarını, Hıristiyanlar da râhiblerini ve Meryem oğlu Ísâ’yı rabler edindiler" âyetini okuyordu. “Adiyy diyor ki: Resûl-i Ekrem (asm)’a, ‘Onlar ahbâr ve ruhbânlarına ibâdet etmiyorlar’ dedim. Resûlulláh (asm), ‘Evet, ibâdet ediyorlar. Çünkü, o ahbâr ve ruhbânlar, harâmı helâl ve helâli harâm ediyorlar. Onlar da bunlara ittibâ‘ ediyorlar. İşte, onların bunlara ibâdetleri budur’ dedi.”

    Bu âyet-i kerîme ve hadîs-i Nebevînin ifâdesiyle, ahbâr ve ruhbânlar, Tevrât ve İncîl’in ahkâmına muhálif hükümler ortaya koymakla ve halkın da bu noktada onlara ittibâ‘ etmesiyle Elláh’ın “ulûhiyyet, rubûbiyyet ve hâkimiyyet” gibi sıfatlarına şirk koşmuşlardır. Nitekim, âyet-i kerîmenin sonu, “Elláh, onların şirk koştukları şeylerden berîdir” ifâdesiyle, onların müşrik olduklarını ifâde ediyor.

    Her ne kadar Yahûdîler ve Hıristiyanlar, dünyevî ba‘zı muámelât cihetinde ehl-i kitâb sayılsalar da, inanç ve uhrevî muámelât cihetinde Kur’ân nazarında müşrik kabûl edilmişlerdir. Bu sebebdendir ki, Elláh (cc), bir çok âyette ehl-i kitâbı îmân ve tevhîde da‘vet ediyor.

    Yorum yapabilirsiniz : ↓

    İsim
    Eposta ( Sitede görünmeyecek )
    Yorum
    Doğrulama Kodu
    Gönder

    Yorumlar :

    Henüz yorum yapılmamış.
    Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2025 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
    0.416 sn. deSen
    ↑ Yukarı