tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
(Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalaya dursun. Yakında bilecekler.) Dünya ve ahirette başlarına ne gibi felâketlerin geleceğini anlayacaklar; küfür ve isyanlarının dehşetli âkibetine kavuşacaklardır.
(Hicr, 15/3)
Hadîs-i Şeriflerden
Kim istemekten sakınırsa, Ellah onu kimseye muhtaç etmez. Kim de tok gözlü olup kanaat ederse, Ellah onu başkasına muhtaç etmeyerek zengin kılar.
(Buhari, Zekat 18)
Dualardan
Cenab-ı Hak, ehl-i imanı ve Risale-i Nur şakirdlerini böylelerin şerrinden muhafaza eylesin, âmîn.
(Kastamonu Lahikası)
Vecîze
Herhangi bir şeyin sonu ve âhiri intizam ve güzellikçe evvelinden aşağı olmadığı gibi; zahiri ve sureti de san'at ve hikmetçe bâtınından güzel değildir.
Mesnevî-i Nuriye

Delâlet-i mutâbıkıyye

delâlet-i mutâbıkıyye: Bir kelâmın, vaz olunduğu, ya’nî kasd edilen manânın tamânına delâletidir. Meselâ: “İnsân” lâfzı, insânın tâm mâhiyyeti olan, “hayvân-ı nâtık”, yanî  “şuûrlu konuşan canlı” ma’nâsına delâleti gibi.

Meselâ: “Zekât, Müslümanların fakírlerine verilir, hiç bir zengine verilmez” ibâresi; zekâtın, yalnız Müslüman fakírlere verileceğine “delâlet-i mutâbıkıyye” ile; zengin olan Ali, Veli gibi belli şahıslara verilemeyeceğine “delâlet-i tazammuniyye” ile; zekât husûsunda zenginler ile fakírler arasında fark bulunduğuna da “delâlet-i iltizâmiyye” ile delâlet eder.   

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2023 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.194 sn. deSen
↑ Yukarı