tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
(Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalaya dursun. Yakında bilecekler.) Dünya ve ahirette başlarına ne gibi felâketlerin geleceğini anlayacaklar; küfür ve isyanlarının dehşetli âkibetine kavuşacaklardır.
(Hicr, 15/3)
Hadîs-i Şeriflerden
Kim istemekten sakınırsa, Ellah onu kimseye muhtaç etmez. Kim de tok gözlü olup kanaat ederse, Ellah onu başkasına muhtaç etmeyerek zengin kılar.
(Buhari, Zekat 18)
Dualardan
Cenab-ı Hak, ehl-i imanı ve Risale-i Nur şakirdlerini böylelerin şerrinden muhafaza eylesin, âmîn.
(Kastamonu Lahikası)
Vecîze
Herhangi bir şeyin sonu ve âhiri intizam ve güzellikçe evvelinden aşağı olmadığı gibi; zahiri ve sureti de san'at ve hikmetçe bâtınından güzel değildir.
Mesnevî-i Nuriye

Onuncu Mektub

METİN
Azîz, Sıddîk, Fedâkâr Kardeşlerim!

Çok yerlerden telgraf ve mektûblarla bayram tebrîkleri aldığım ve çok hasta bulunduğum için, vârislerim olan Medresetü’z-Zehrâ erkânları benim bedelime hem kendilerini, hem o has kardeşlerimizin bayramlarını tebrîk etmekle berâber, âlem-i İslâmın büyük bayramının arefesi olan ve şimdilik Asya ve Afrikada inkişâfa başlayan ve dört yüz milyon Müslümanı birbirine kardeş ve maddî ve ma’nevî yardımcı yapan İttihâd-ı İslâmın, yeni teşekkül eden İslâmî devletlerde te’sîse başlamasının ve Kur’ân-ı Hakîmin kudsî kánûnlarının o yeni İslâmî devletlerin kánûn-i esâsîsi olmasından dolayı büyük bayram-ı İslâmiyyeyi tebrîk; ve dînler içinde bütün ahkâm ve hakíkatlarını akla ve hüccetlere istinâd ettiren Kur’ân-ı Hakîmin, zuhûra gelen küfr-i mutlakı tek başıyla kırmasına çok emâreler görülmesi ve beşer istikbâlinin de bu gelen bayramını tebrîk ile berâber, Medresetü’z-Zehrânın ve bütün nûr talebelerinin hem dâhil hem hâricde, hem Arabça, hem Türkçe nûrların neşriyâtına çalışmalarını ve dîndar Demokratların bir kısm-ı mühimmi nûrların serbestiyyetine tarafdâr çıkmalarını bütün rûh u canımızla tebrîk ediyoruz.(Emirdağ Lâhikası, s. 491)

ŞERH
Maalesef, başta o gizli ecnebî komite olmak üzere bütün kâfîrler, âlem-i İslâm’da Kur’ân’ın hâkim olmasına engel oldular. Hattâ, o zamân Araplar bir tek devlet hâlinde yaşamaya teşebbüs ettiler, bir tek reis seçtiler, Kur’ân’ı anayasa olarak kabûl etmeye karâr verdiler; daha sonra o gizli komite, Türkiye’de  devletin ba’zı adamlarını tahrîk ederek orayı dağıttılar; diğer devletlerle berâber orayı kırdılar. O gizli komite, buna fırsat vermedi; ajanlarını yerleştirdi; zamânla küçük Arap devletlerini birbirine düşman hâline getirdi, komünistliği tahrîk edip Irak’ı perîşân etti, sosyalistlikle Libya’yı dağıttı.

Böylelikle o gizli komite, ittihâd-ı İslâm’a engel oldu, Kur’ân’ı anayasa olarak kabûl etmek isteyenlerin ittihâdına mâni’ oldu. Zîrâ,  İttihâd-ı İslâm, ancak Kur’ân’ı anayasa olarak kabûl eden millet ve devletlerle olabilir. İttihâd-ı İslâm ta’bîrinde geçen “İslâm”dan murâd, “Kur’ân”dır. Kur’ân’sız İslâm olmaz ki, ittihâd olsun. Demek, ittihâd, ancak ahkâm-ı Kur’âniyyeyi tatbîk ve icrâ etmekle olur.

İHTÂR: Âlem-i İslâm’la hakíkí ma’nâda ittihâd, ancak Kur’ân-ı Kerîm’i anayasa kabûl eden devlet ve milletlerle olan ittihâddır. Bugünkü yapılan ittihâdlar, İttihâd-ı İslâm değildir. Çünkü, Müslümanların yaşadığı devletlerin hiçbirisi Kur’ân’a dayalı değildir ki; onlarla yapılan ittihâd da İttihâd-ı İslâm sayılsın. Belki bugün yapılan ittihâdlar, yine o gizli örgütün ittihâdıdır. İsmini “İslâm Birliği” koymuş; ama İttihâd-ı İslâm ile hiçbir alâkası yoktur.

İsimden ibâret bir İslâm Birliği’dir. Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri bu ma’nâda Demokratlara diyor ki:  Kur’ân’ı anayasa olarak kabûl etmek şartıyla İttihâd-ı İslâm’ı te’mîn edin. Kur’ân’ın hâkimiyyeti altındaki bu ittihâdı ve bu ittifâktan doğan şevket ve kuvveti gören Amerika, ister istemez İslâmiyyeti kabûl edecektir.  

 

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2023 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.213 sn. deSen
↑ Yukarı