tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Yâ Muhammed! Sana Ellâhu Teâla’dân suâl edenlere de ki: O Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd birdir. Şerîki ve nazîri yoktur. Her şey O’na muhtâç olduğu halde, O hiçbir şeye muhtâç değildir. O doğmamış ve doğurmamıştır. Ezelî ve ebedîdir. Hiçbir şey O’na denk ve mümâsil olmadı.
(İhlas, 112/1-4)
Hadîs-i Şeriflerden
Komşusu zararından emin olmayan kimse cennete giremez.
(Müslim, İman 73)
Dualardan
Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb'îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyetini başı boş bırakıp i'dam etme.
(Sözler)
Vecîze
Dünya süslü bir menzildir. Herbirimizin hayatı, bir endam âyinesidir. Şu dünyadan herbirimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır.
Mektûbat

Dokuzuncu Mektub

(HAPSİN LATÎF BİR HATIRASI)

 Hapislerde, husûsan Afyon hapsinde; eski zâlim müstebidlerin aldatmak sûretinde arasıra af bahsini etmesinden bîçâre mahpuslar benden soruyordular: “Acabâ af olacak mı?” Ben de derdim: “Bu zâlimler aldatıyorlar.

Fakat, nûr şâkirdleri mâdem mahpuslara tesellî vermek ve yüzde doksanını namâz kıldırmak hikmetiyle üç def’a hapse girdiler; rahmet-i İlâhiyyeden kuvvetli ümid ederim ki, hapislerin tam bir af ile çıkmasına bir alâmet olduğuna kuvvetli ümid ve müjde ediyorum.” Çok def’a çok adamlara bu tesellîyi veriyordum.

Cenâb-ı Hakka hadsiz şükrolsun ki; kahramân Demokratlar o ümid ve ihbârlarımı tasdîk ettirip keyfî, tarafgirâne ba’zı kánûnların bahânesiyle ve garazkâr ba’zı me’mûrların tarafgirlik hesâbına bahânelerle ezilen çok ma’sûm mahpusları azâbdan kurtarmağa vesîle oldular. Ve milletin cüretkâr kısmını kendine ve âsâyişe tarafdâr ettiler.

O vesîle ile pek çok mahpuslar nûrlara ve nûrculara cidden alâkadârlık sebebiyle tamâmıyla ıslâh-ı hâl edip vatan ve millete değil muzır, belki birer hizb ve uzv-i nâfi hükmüne geçtiler. (Emirdağ Lâhikası, s. 426)

Demokratlar dîn nâmına Arapça ezânı serbest etmek ve hapisteki ba’zı insânlar için afv çıkarmaktan başka bir şey yapmadılar. Ama, solcuların serbestiyyet kánûnunu tacil ettiler; Risâle-i Nûr’u ve talebelerini resmi olarak serbest etmediler.

 

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2025 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
1.703 sn. deSen
↑ Yukarı