tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Yâ Muhammed! Sana Ellâhu Teâla’dân suâl edenlere de ki: O Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd birdir. Şerîki ve nazîri yoktur. Her şey O’na muhtâç olduğu halde, O hiçbir şeye muhtâç değildir. O doğmamış ve doğurmamıştır. Ezelî ve ebedîdir. Hiçbir şey O’na denk ve mümâsil olmadı.
(İhlas, 112/1-4)
Hadîs-i Şeriflerden
Komşusu zararından emin olmayan kimse cennete giremez.
(Müslim, İman 73)
Dualardan
Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb'îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyetini başı boş bırakıp i'dam etme.
(Sözler)
Vecîze
Dünya süslü bir menzildir. Herbirimizin hayatı, bir endam âyinesidir. Şu dünyadan herbirimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır.
Mektûbat

Sekizinci Mektub

METİN
Acîb bir hâdise, adâlet ve dînden hâric zâlimâne nümûnelerden birisi de; üç seneden beri müsâdere ettikleri Kur’ân’ımızı çok def’a istediğimiz hâlde vermedikleri ve iki bin sekiz yüz altı lâfza-i Celâl altınla yazılı, gözle görünen mucize-i Kur’âniyyeyi gösteren o mübârek Kur’ân’ımızı bize vermediler.

Şimdi avukat diyor ki: “Bir istidâ Diyânet Reisine yazınız ki, iâde edilsin.” Bunun gibi yüzler nümûneler var ki, sırf bir garazla ve ecnebî parmağıyla aleyhimize işler dönüyor. Bizi ve âlem-i İslâm’ı pek sevindiren Demokratlar dikkat etsinler; nûrları ve nûrcuları bu işkencelerden kurtarsınlar. Lâfza-i Celâl üzerinde i’câzı gözle görülen Kur’ân’ımızı almak için istidâ ile Diyânet Riyasetine mürâcaat edilmesi gibi, sırf garazla ve ecnebî parmağıyla aleyhimize dönen işkencelerden bizi ve âlem-i İslâmı pek çok sevindiren Demokratların dikkat edip nûrcuları kurtarmalarını, hürriyyetperver hükümetten ricâ ederiz. (Emirdağ Lâhikası, s. 428)

ŞERH
(Acîb bir hâdise, adâlet ve dînden hâric zâlimâne nümûnelerden birisi de; üç seneden beri müsâdere ettikleri Kur’ân’ımızı çok def’a istediğimiz hâlde vermedikleri ve iki bin sekiz yüz altı lâfza-i Celâl altınla yazılı, gözle görünen mucize-i Kur’âniyyeyi gösteren o mübârek Kur’ân’ımızı bize vermediler. Şimdi avukat diyor ki: “Bir istidâ Diyânet Reisine yazınız ki, iâde edilsin.” Bunun gibi yüzler nümûneler var ki, sırf bir garazla ve ecnebî parmağıyla aleyhimize işler dönüyor.

Bizi ve âlem-i İslâm’ı pek sevindiren Demokratlar dikkat etsinler; nûrları ve nûrcuları bu işkencelerden kurtarsınlar.) Bedîüzzamân Hazretlerinin tavsiyelerine riâyet etmediler, nûrları ve nûrcuları bu işkencelerden kurtarmadılar. Demek, Üstâd Bedîüzzamân Hazretlerinin Demokratlara bakışı sâdece Kur’ân hakíkatları olan Risâle-i Nûrların ve onun şâkirdlerinin serbestiyyetine ve hizmetlerinin devâmına vesîle olması i’tibâriyledir. Merhûm Hacı Hulûsî Bey (ra)’ın ta’bîriyle, “geçici bir cemîle”dir, onları Kur’ân hesâbına âlet etmektir.

(Lâfza-i Celâl üzerinde i’câzı gözle görülen Kur’ân’ımızı almak için istidâ ile Diyânet Riyasetine mürâcaat edilmesi gibi, sırf garazla ve ecnebî parmağıyla aleyhimize dönen işkencelerden bizi ve âlem-i İslâmı pek çok sevindiren Demokratların dikkat edip nûrcuları kurtarmalarını, hürriyyetperver hükümetten ricâ ederiz.) Çok yerlerde geçtiği gibi, Üstâd Bedîüzzamân Hazretlerinin hürriyyetten maksadı “hürriyyet-i şer’ıyye”dir ve umûm âlem-i İslâm hesâbınadır.

Fakat, maalesef böyle bir hürriyyet onlarla tahakkuk etmediği gibi, ecnebî garazkârların emellerine âlet olarak Kur’ân da’vâsını siyâset hesâbına kendilerine âlet ettiler. Âlem-i İslâm’ı sevindirmediler. Ecnebî hesâbına ve o gizli komite nâmına çalıştılar. Bu hâl hâlen devâm etmektedir.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2025 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.364 sn. deSen
↑ Yukarı