5 Saban 1441
29 Mart 2020
Üye Giriş / Kayıt tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
(Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler ve demir halkalar ve alevlendirilmiş bir ateş hazırladık.) Onlar, kıyamette elleri boyunlarına demir zincirler ile bağlanarak Cehennem ateşine sevk edileceklerdir. Orada ebediyyen azab göreceklerdir. İşte küfrün cezası, böyle ebedi Cehennem’dir ve bu ceza, ayn-ı adalettir.
(İnsan, 76/4)
Hadîs-i Şeriflerden
Birbirinize kin tutmayınız, birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize sırt çevirip alakanızı kesmeyiniz. Ey Ellah'ın kulları kardeş olunuz.
(Buhari, Edeb, 57; Müslim, Birr, 23)
Dualardan
Ya İlâhî! Bizleri, analarımızı, babalarımızı, meşayih ve üstadlarımızı, sevdiklerimizi, akraba ve taallukatlarımızı, komşularımızı, bütün din kardeşlerimizi, bize iyilik edenleri, hayr dua edenleri ve bizden hayr dua isteyenleri ve bizde hakları olanları ve bütün Ümmet-i Muhammedi (asm) mağfiret buyur.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
Esbaba teşebbüs, bir dua-yı fiilîdir. Esbabın içtimaı; müsebbebi icad etmek için değil, belki lisan-ı hal ile müsebbebi Cenab-ı Hak'tan istemek için bir vaziyet-i marziye almaktır.
Sözler

KADER ÜÇ NEV’DİR

06.03.2020

#HaftanınHutbesi

            وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَٓائِنُهُۘ وَمَا نُنَزِّلُهُٓ اِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ

Aziz Kardeşlerim!

Kader üç nev’dir.

Birinci Nev’: Ellah’ın kendisine mahsûs ilmidir ki; -Ellah’ın dilediği kadarını, dilediği kullarına bildirmesi müstesna- hiçbir melek, hiçbir ins ve hiçbir cin, ona vâkıf olamaz.[1] Bu ilim, asıldır ve asla değişmez.

İkinci Nev’: Levh-i Mahfûz’dur ki; ezelden ebede kadar olmuş ve olacak bütün eşya, ilmî proğram ve fizîkî şekil sûretinde O’nda yazılmıştır. Bu yazıyı, peygamberler ve sırr-ı verâset-i nübüvvete mazhar bazı zevât-ı âliye, izn-i İlâhî ile bazen keşfedebilirler. Levh-i Mahfûz’daki yazılar, ekseriyetle değişmez. Ancak bazı şerâite bağlı olarak nâdiren değişebilir.

Üçüncü Nev’: Levh-i Mahv ve İsbât’tır ki; Levh-i Mahfûz’un aksi ve gölgesi hükmündedir. Zamanın hakîkati olan bu levha, Cenâb-ı Hakk’ın yazar-bozar bir defteridir. Levh-i Mahfûz’dan daha fazla tağayyürâta tâbi’dir. Şartlara bağlı olarak çok defa değişebilir. Gelecek âyet-i kerîme, bu üç nev’i kaderi ifâde etmektedir:

يَمْحُوا اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُ وَيُثْبِتُۚ وَعِنْدَهُٓ اُمُّ الْكِتَابِ

“Ellahu Teâlâ, dilediği şeyi mahveder ve dilediğini isbât eder; indinde kitabın aslı mevcûddur ve her şey, onda mahfûzdur.”[2]

Hadîs-i Nebevî’de vardır ki: “Sadaka, belâyı def’ eder ve ömrü uzatır.”[3] İşte bu değişiklik, Levh-i Mahfûz veya Levh-i Mahv ve İsbât’ta olan değişikliktir. Yoksa ilm-i İlâhî’de olan bir değişiklik değildir. Yani sadaka, ilm-i İlâhî’de tesbît edilen ömrü uzatmaz. Çünkü ilm-i İlâhî değişmez. Cenâb-ı Hak, o kişinin sadaka vereceğini ve o sadaka sebebiyle Levh-i Mahfûz veya  Levh-i Mahv ve İsbât’ta yazılı olan ömrünün uzatılacağını bilir. Meselâ; bir adamın ömrü, Çarşamba günü saat beşte bitiyor. “O vakit ölecektir.” diye Levh-i Mahfûz’da yazılıdır. Amma ilm-i İlâhî’de o ecel, sadaka vermemek şartıyla kayıdlıdır. Fakat o şart, sâdece ilm-i İlâhî’de var olup Levh-i Mahfûz’da yazılı değildir. Ne melek, ne de insan, bu sırra vâkıf olabilir. Ölüm meleği, Levh-i Mahfûz’daki hükme göre hareket edip o adamın ruhunu kabzetmeye giderken, o adam, birkaç dakîka evvel bir sadaka veriyor. Bu sadaka, Levh-i Mahfûz’daki hükmü değiştiriyor; dolayısıyla o adamın ömrü, Levh-i Mahfûz’daki kadere göre uzatılmış oluyor. Her ne kadar Levh-i Mahfûz’da, o adamın sadaka verip ömrünün uzatılacağı yazılı değilse de Cenâb-ı Hak, onun sadaka vereceğini ve bu yüzden onun ömrünü uzatacağını bildiği için meleğe emreder; “Geri dön! O adamın canını alma! Verdiği sadaka sebebiyle onun ömrünü uzattım.” der. Böylece meleğin vazîfesi, te’hîr edilmiş olur.

Levh-i Mahfûz, Levh-i Mahv ve İsbât’a nisbeten daha sâbit ve dâimîdir. Levh-i Mahfûz’da olan bâzı kayıtlar vardır ki; Levh-i Mahv ve İsbât’ta yoktur. Meselâ: Levh-i Mahv ve İsbât’ta, “Filân adam şakîdir.” diye yazılıdır. Bir velî de Cenâb-ı Hakk’ın tevfîkiyle bu levhayı keşfedip, bu adamın şekâvet ehli olduğunu görür. Hâlbuki bu adamın şekâveti, ana-babasının hukûkuna riâyet etmemek veyahut sâlih bir zâtın duâsına mazhar olmamak şartıyla mukayyeddir. Fakat bu şart, Levh-i Mahfûz’da olduğu halde, Levh-i Mahv ve İsbât’ta yoktur. Sonra bu adam, ana-babasına itâat etti veyahut sâlih bir zâtın duasına mazhar oldu. O itâat ve duâ sebebiyle o adam, ehl-i saâdet oldu. Bu misâlde de ana-babaya itâat veya o sâlih zâtın duâsı, Levh-i Mahv ve İsbât’taki yazıyı değiştirdi. Ellah’ın Zât’ına mahsûs ilm-i İlâhî’yi ve Levh-i Mahfûz’u değiştirmedi.

İşte bunun gibi, bâzı şerâit altında bâzı sâlih amellerin, Levh-i Mahv ve İsbât’ı değiştirdiği çok defa vâki’ olur. Bâzen sâlih ameller, Levh-i Mahfûz’u da değiştirebilir. Çünkü bu iki kader levhası, şerâite bağlı olarak değişebilir. Ama ilm-i İlâhî, her şeyi ihâta ettiği için sâbittir ve değişmez.[4]

 


[1] Cin, 72:26-27.

[2]Ra’d, 13:39.

[3] Heysemî, Mecmaü’z-Zevâid, 3/63.

[4] Semendel Yayınları’ndan “Kader Risâlesi ve Şerhi” adlı eserden alınmıştır.

 

Bu yazi 1516 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2019 Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.018 sn.
↑ Yukarı