20 Ramazan 1440
25 Mayıs 2019
Üye Giriş / Kayıt tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Rabbinin rahmetinden, dalâlete düşenlerden başka kim ümit keser?
(Hicr, 15/56)
Hadîs-i Şeriflerden
Kim din kardeşinin ırz ve namusunu gıyabında savunursa Ellah da kıyamet günü o kimsenin yüzünü Cehennem’den korur.
(Tirmizi, Birr, 20)
Dualardan
Cenab-ı Hak, sizleri iki cihanda mes'ud eylesin, âmîn.
(Emirdağ Lahikası)
Vecîze
İnsan saltanat-ı rububiyetin mehasinine nâzır ve esma-i kudsiyenin cilvelerine dellâl ve kalem-i kudretle yazılan mektubat-ı İlahiyeyi mütalaa ile mütefekkir olduğu cihetle, eşref-i mahlukat ve halife-i arz olmuştur.
Mesnevî-i Nuriye

PEYGAMBERLİK MÜESSESESİNİN LÜZUMU

26.04.2019

#HaftanınHutbesi

 

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَيُر۪يدُونَ اَنْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍۙ وَيُر۪يدُونَ اَنْ يَتَّخِذُوا بَيْنَ ذٰلِكَ سَب۪يلًاۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ حَقًّاۚ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابًا مُه۪ينًا

 

Azîz Kardeşlerim!

Hikmet-i ezeliye sahibi Zat-ı Zü’l-Celal’in, şu kâinatı yaratmasında pek çok gaye ve makasıdı vardır. Bu gaye ve makasıdın en ehemmiyetlisi iki noktadır:

Birincisi: Yarattığı her harika masnuu ile her biri birer hazine hükmünde olan bin bir isim ve sıfatını tanıttırmak; mukabilinde nev’-i beşerden iman istemektir.

İkincisi: Şu kâinat çarşısında sergilediği nimetleriyle de bin bir isim ve sıfatıyla kendisini sevdirmek; mukabilinde, nev’-i beşerden şükür ve ibadet istemektir.

İşte bu iki ehemmiyetli noktanın tahakkuku için, peygamberleri göndermek o hikmet-i ezeliyenin muktezasıdır.  Zira nev’-i beşer, tek başına bu hakikatleri çözmesi ve mucibince amel etmesi mümkün değildir.

Bu yüksek vazifeyi bütün peygamberler içinde en mükemmel bir surette ifa eden hiç şüphesiz Muhammed-i Arabi (asm)’dır. O halde Risalet-i Muhammediye (a.s.m) olmasa idi, şu kâinat da olmazdı, denilebilir ve denilir ve öyledir.

Hem muallimsiz bir kitab, manasız sahifelerden ibaret olduğu gibi; şu haşmetli kitab-ı kebir-i kâinat da şayet muallimsiz olsa, elbette manasız sahifelerden ibaret olur. Bütün ehl-i akıl ve naklin ittifakı ile şu kitab-ı kebir-i kâinat, elbette bir muallim, bir dellal, bir rehber, bir vassaf, bir teşhirci ister. İşte mezkûr sıfatlarla muttasıf zevat-ı âliye, hiç şüphesiz peygamberan-i izam ve onların reisi olan Resul-i Ekrem (asm)’dır.

Demek şu muhteşem kâinatı, çok manaları ifade eden bir kitap şeklinde yazan bir Kâtib-i Ezeli, elbette bilerek iş yapar. Madem bilir. Elbette başta nihayetsiz ilim ve hikmet sıfatı olmak üzere, bütün isim ve sıfatlarının manalarını ve neye delalet ettiklerini ders vermek için, kendi katından elçileri ve muallimleri göndermesi; bütün esma ve sıfatının hususan Alîm ve Hakîm isimlerinin muktezasıdır.

Madem bütün esma ve sıfat-ı İlahiye, nübuvvet müessesesini iktiza ve istilzam eder. Öyle ise, bir peygamberi inkâr etmek, bütün esma ve sıfat-ı İlahiyyeyi inkar etmek ve bu esma ve sıfata şerik koşmak hükmüne geçer. Nisa suresinin 151. ayet-i kerimesi bu hakikati sarahaten ifade eder. Şöyle ki:

“‘Peygamberlerin bir kısmına îmân ederiz, ama bir kısmına inanmayız’ diyenler ve bununla îmân ile küfür arasında bir yol tutmak isteyenlere gelince; işte gerçekten kâfirler bunlardır. Biz de böyle kâfirler için rezîl ve rüsvây edici bir azâb hazırlamışızdır.”[1]

Nasıl ki, Şems, ziya vermeksizin olmaz, öyle de bütün esma ve sıfat-ı İlahiye de risaletsiz, bahusus Risalet-i Muhammediye (a.s.m) olmaksızın olmaz. O halde zerreden Arş’a kadar her şey, manen لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ  diyerek bu kelime-i mübarekeyi söylüyorlar ve O Zat-ı Ekrem (asm)’ın vazifesini tebrik ediyorlar. Zira O’nun risaletiyle her şeyin manası ve hakikati zuhur etti. Öyleyse biz de hakiki manada o kelime-i mübarekeyi kalb ile tasdik edip, dil ile ikrar etmek suretiyle kâmil bir imanı elde edelim. Kur’an’ın tarif ettiği şekilde bütün şirkin envaından kurtulalım. Böylece selamet-i kalp ile kabre girip saadet-i ebediyeye ve rü’yet-i cemalullaha nail olalım.

 

 

(Semendel Yayınlarından Haşir Risalesi Şerhi adlı eserden alınmıştır.)

 


[1] Nisâ, 4:150-151.

 

 

Bu yazi 294 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2019 Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.020 sn.
↑ Yukarı