9 Zilkade 1439
22 Temmuz 2018
Üye Giriş / Kayıt tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Ey Resulüm! (Senin ömrüne kasem ederim ki, şüphe yok ki onlar, kendi sarhoşlukları içinde) akıllarını gidermiş olan pek şiddetli bir gaflet içinde (şaşırıp duran kimseler idi.) Artık onlar, kendilerine verilen nasihatlere, uyarılara iltifat edecek bir kabiliyette bulunmuyorlardı.
(Hicr, 15/72)
Hadîs-i Şeriflerden
Sizden biriniz, hanımını köleyi döver gibi dövmeye kalkışıyor. Belki de o akşam onunla bir yatakta yatacaktır.
(Müslim, Cennet 49)
Dualardan
Ey kerem ve atâsı bol, afv ve mağfiretin sultânı Rabbimiz! Hakkımızda lütûf buyurduğun ni'metlerini saymakdan ve şükründen âciziz.وَقَل۪يلٌ مِنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ fermânıyla işâret buyurduğun şâkirler zümresine bizleri de idhâl eyle.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
Toprak, en yüksek semavattan Hâlık-ı Semavata daha yakın bir yoldur.
Mesnevî-i Nuriye

ULUHİYET, RİSALETİ İKTİZA EDER

16.02.2018

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَيُر۪يدُونَ اَنْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍۙ وَيُر۪يدُونَ اَنْ يَتَّخِذُوا بَيْنَ ذٰلِكَ سَب۪يلًاۙ  اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ حَقًّاۚ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابًا مُه۪ينًا

       Aziz Kardeşlerim!

     Hikmet-i ezeliye sahibi Zat-ı Zü’l-Celal’in, şu kâinatı yaratmasında pek çok gaye ve makasıdı vardır. Bu gaye ve makasıdın en ehemmiyetlisi iki noktadır:

    Birincisi: Yarattığı her harika masnuu ile her biri birer hazine hükmünde olan bin bir isim ve sıfatını tanıttırmak; mukabilinde nev’-i beşerden iman istemektir.

    İkincisi: Şu kâinat çarşısında sergilediği nimetleriyle de bin bir isim ve sıfatıyla kendisini sevdirmek; mukabilinde, nev’-i beşerden şükür ve ibadet istemektir.

   İşte bu iki ehemmiyetli noktanın tahakkuku için, peygamberleri göndermek, o hikmet-i ezeliyenin muktezasıdır.  Zira nev’-i beşerin, tek başına bu hakikatleri çözmesi ve mucibince amel etmesi mümkün değildir. 

    Bu yüksek vazifeyi peygamberler içinde en mükemmel bir surette ifa eden hiç şüphesiz Muhammed-i Arabi (asm)’dır. O halde Risalet-i Muhammediye (asm) olmasa idi, şu kâinat da olmazdı, denilebilir ve denilir ve öyledir. 

     Evet, muallimsiz bir kitab, manasız sahifelerden ibaret olduğu gibi; şu haşmetli kitab-ı kebir-i kâinat da şayet muallimsiz olsa, elbette manasız sahifelerden ibaret olur. Bütün ehl-i akıl ve naklin ittifakı ile şu kitab-ı kebir-i kâinat, elbette bir muallim, bir dellal, bir rehber, bir vassaf, bir teşhirci ister. İşte mezkûr sıfatlarla muttasıf zevat-ı âliye, hiç şüphesiz peygamberan-i izam ve onların reisi olan Hazret-i Muhammed (asm)’dır.

     Aziz Kardeşlerim!

   Şu muhteşem kâinatı, çok manaları ifade eden bir kitap şeklinde yazan bir Kâtib-i Ezeli, elbette bilerek iş yapar. Madem bilir. Elbette başta nihayetsiz ilim ve hikmet sıfatı olmak üzere, bütün isim ve sıfatlarının manalarını ve neye delalet ettiklerini ders vermek için, kendi katından elçileri ve muallimleri göndermesi; bütün esma ve sıfatının hususan Alîm ve Hakîm isimlerinin muktezasıdır. 

     Evet, Cenab-ı Hakkın bin bir ismi vardır. Bin bir ism-i İlâhinin her birisi, risalet müessesesini iktiza etmektedir. Madem bütün esma ve sıfat-ı İlahiye, nübuvvet müessesesini iktiza ve istilzam eder. Öyle ise, bir peygamberi inkâr etmek, bütün esma ve sıfat-ı İlahiyyeyi inkar etmek ve bu esma ve sıfata şerik koşmak hükmüne geçer. Nisa suresinin 151. ayet-i kerimesi bunu sarahaten ifade eder.

     Nasıl ki; Şems, ziya vermeksizin olmaz. Öyle de bütün esma ve sıfat-ı İlahiye de risaletsiz, bahusus Risalet-i Muhammediye (asm) olmaksızın olmaz. O halde zerreden Arş’a kadar her şey, manen لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ  diyerek bu kelime-i mübarekeyi söylüyorlar ve O Zat-ı Ekrem (asm)’ın vazifesini tebrik ediyorlar. Zira O’nun risaletiyle her şeyin manası ve hakikati zuhur etti. Öyleyse biz de hakiki manada o kelime-i mübarekeyi kalb ile tasdik edip, dil ile ikrar etmek suretiyle kâmil bir imanı elde edelim. Kur’an’ın tarif ettiği şekilde bütün şirkin envaından kurtulalım. Böylece selamet-i kalb ile kabre girip saadet-i ebediyeye ve rü’yet-i cemalullaha nail olalım.

     Ya Rab! Kusurumuzu affeyle. Resul-i Ekrem (asm) hürmetine maddi ve manevi sıkıntılarımızı bertaraf eyle. Bizi, kendine hakiki kul, Resûlüne layık ümmet eyle. Bizi o re’fetli Nebi’nin şefaatine nail buyurmak suretiyle bizden razı ol. Amin… 

 

(Semendel Yayınlarından Haşir Risalesi ve Şerhi adlı eserden alınmıştır.)

 

 

Bu yazi 1328 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed El-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2017 Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.024 sn.
↑ Yukarı