18 Cemaziyelahir 1440
23 Şubat 2019
Üye Giriş / Kayıt tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Onlar ki, mallarını gece ve gündüz, gizli ve âşikâr infâk ederler, artık onlar için Rableri katında mükâfâtları vardır ve onlara bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.
(Bakara, 2/274)
Hadîs-i Şeriflerden
Ey Ellahım! İki zayıfın, kadın ve yetimin haklarının zayi olmasından insanları şiddetle sakındırıyorum.
(Nesai, Sünen İşretün nisa 64)
Dualardan
Ya İlâhî! Ordularımızı, dâimâ mansûr ve muzaffer eyle. Devlet adamlarımızı, hem maddî ve hem ma'nevî sahada mülk ve milletin yararına hizmetlere sevk edip muvaffak eyle.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
Kur’an bizi siyasetten men'etmiş; tâ ki, elmas gibi hakikatları ehl-i dünyanın nazarında cam parçalarına inmesin.
Kastamonu Lâhikası
← Diğer sorulara dön.
  • Soru sorabilmek için üyelik girişi yapınız.

    BİRİNCİ MAKÁM-I ÁLÎ: Makám-ı Mevcûdiyyet-i İlâhiyye (Rûm Sûresi, 17-18. Âyet-i Kerîmelerinin Tefsîri)
    02.07.2015

    Bu makám-ı álî, ya‘nî sıfât-ı selbiyye, husúsan “vücûd” sıfatı ve “Mevcûd” ve “Vâcibü’l-Vücûd” isimleri, lüzûm derecesinde âhireti iktizá ve vücûb derecesinde bâkí bir álemi istilzâm ve zarûret derecesinde mükâfât ve mücâzât için haşir ve neşri ister. Bu makámda ifâde edilen hakíkatler, haşr-i cismânî etrâfında temerküz ediyor ve onun isbâtına dâirdir. Zîrâ, bu makámın tereşşüh ettiği gelecek âyet-i kerîmelerin asıl hedefi ve gáyesi, haşr-i cismânînin delîllerle isbâtıdır.

    فَسُبْحَانَ الّٰلِ ح۪ينَ تُمْسُونَ وَح۪ينَ تُصْبِحُونَ

     وَلَهُ الْحَمْدُ فِىالسَّمٰوَاتِ وَالَْرْضِ وَعَشِيًّا وَح۪ينَ تُظْهِرُونَ

    ÂYET-İ KERÎMELERİN MEÂLİ

    “Elláhu Teálâ, Ma‘bûd-i Bi’l-hak’tır. İbâdete müstehak yalnız O’dur. Her vecihle tesbîh ve takdîse lâyıktır. (Artık) ey Elláh’ın kulları! (Akşâmladığınız ve sabâhladığınız vakit, bin bir isim ve sıfat sáhibi olan Elláhu Teálâ’ya tesbîhte bulunun, O’nu cemî-ı nekáisten tenzîh edin.) Ya‘nî, gece vakti olunca akşâm ve yatsı namâzlarını, sabâh vakti girince de sabâh namâzını kılın. Zîrâ, o Zât-ı Akdes’e karşı olan tesbîh, takdîs, tahmîd ve tekbîr vazífelerinizi ancak namâz vâsıtasıyla hakkıyla edâ edebilirsiniz. (Ve göklerde ve yerde olan bütün mahlûkátın hamd ü senâsı, yalnız O’na mahsústur. O’ndan gayrı bi-hakkın hamde müstehak hîç bir varlık yoktur.

    Ve gündüzün nihâyetinde) ya‘nî ikindi vaktinde ikindi namâzını kılın (ve öğle vaktine girdiğinizde de) öğle namâzını edâ edin. Böylece tesbîh, tahmîd ve ta‘zím vazífenizi îfâ etmiş olursunuz. O Ma‘bûd-i Bi’l-hakk’a göklerde bulunanlar da, yerde bulunanlar da hamd ü senâ etmekle mükelleftirler. Zâten, bütün kâinât, tekvînen lisân-ı hâl ile o Zât-ı Akdes’in vücûb-i vücûd ve vahdetini tasdîk etmekte ve O’na ıbâdet etmektedir. Mahlûkát içinde en büyük bir mevkıı hâiz olan insânların bu îmân ve ubûdiyyet vazífesinden muáf tutulması düşünülebilir mi? Hayır, aslâ ve kat‘á! Öyle ise, onlara da bir teklîf olacaktır. Binâenaleyh, ey teklîfî kánûnlarla mükellef olan insânlar! Siz de kulluk vazífenizi edâ etmekle, kâinâta kardeş olunuz. Eğer bu vazífenizi edâ ederseniz, mükâfât görürsünüz. Şâyet îmân ve ibâdetten istinkâf ederseniz, cezâ çekersiniz. Zîrâ, teklîf, mükâfât ve cezâyı iktizá eder. Mâdem bu dünyâda böyle bir mükâfât ve cezâ hakkıyla görünmüyor. Öyle ise, başka bir mahall-i mükâfât ve dâr-ı cezâ vardır.”

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed El-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2019 Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.007 sn.
↑ Yukarı