1 Muharrem 1439
22 Eylül 2017
Üye Giriş / Kayıt tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
(Şüphesiz o kimseler ki: imân ettiler) Hz. Muhammed (asm)’a indirilen ahkam-ı İlahiyenin tümünü kalb ile tasdik, dil ile ikrar ettiler ve o ahkamın icra ve tatbikine tarafdar oldular (ve sâlih amellerde bulundular.) Evamir-i İlahiyeye itaat, nevahi-i İlahiyeden içtinab ettiler. (İşte yaratılmışların en hayırlısı onlardır.)
(Beyyine, 98/7)
Hadîs-i Şeriflerden
Bir kimsede bu üç haslet bulunursa, imanın tadını tadar. Ellah ve Resulünü herkesten fazla sevmek, sevdiğini Ellah için sevmek, Ellah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi istememek, tehlikeli görmek.
(Buhari, İman 9; Müslim, İman 67)
Dualardan
Yâ Erhame’r-Râhimîn! Af edicisin, afvı seversin. Hepimizin geçmiş büyük ve küçük bütün günâhlarımızı mağfiret eyle. Kötülüklerimizi, يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍ sırrına mazhar eyle.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
Dünya bir misafirhanedir. İnsan ise onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde hayat-ı ebediyeye lâzım olan levazımatı tedarik etmekle mükelleftir.
Sözler
  • Önsöz
  • İçindekiler
  • Soru-Cevap
  • بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

    Tabiat Risalesi’nde muhatab-ı aslî kafirdir, mü’min dolayısıyla dahildir. Çünkü Kur’an ekseriyetle

    يَا أَيُّهَا النَّاسُ
    “Ey İnsanlar” ve
    يَا أَيُّهَا الْإِنسَانُ
    “Ey İnsan” hitablarında muhatab-ı aslî kafirdir, mü’min dolayısıyla muhatabdır.
    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا
    “Ey İman Edenler” hitabında ise asıl muhatab “mü’min”dir, kavl-i esahha göre kafir dolayısıyla dahildir. Zira İmam-ı Eş’arîye göre mü’min olmayanlar ibadet etmekle mükelleftirler ve ibadet etmedikleri için ayrıca ceza göreceklerdir. İmam-ı Maturidî’ye göre ise; mü’min olmayanlar, ibadetle mükellef değillerdir. Bu eserde müellifin üzerinde ehemmiyetle durduğu şu mesele ki, kafirlerin alem-i İslam içine soktukları ve ehl-i imanında bilmeyerek kullandıkları o dinsizlik kokan dehşetli kelimelerin mühim üç tanesi beyan ve izah edilmiştir: Esbab, sebepler bu şeyi icad ediyor. Kendi kendine teşekkül ediyor, şekilleniyor, kendi kendine oluyor, bitiyor. Tabiîdir, o şeyin tabiatı yani kanun ve kuvveleri iktiza edip öyle olmasını gerektirip icad ediyor. “Yarın falan işi yapacak mısın?” sualine verilen “Tabi, tabi” cevabı bu kabildendir. Zira bu cevabdaki “Tabi, tabi” kelimesi “Tabiî, tabiî” demektir. Yani “inşallah” denilmesi gerekirken, bunun yerine “Tabiatı gereği o işi yapacağım. Tabiatı bunu gerektirdiği için, benim işimde tabiatıyla olacak” manasını taşıyan ve küfür kokan o söz söylenmiş oluyor. Müellif (ra)’ın muhatab alıp almaması bakımından ehl-i felsefe iki kısımda mütalaa edilebilir; Birinci Kısım: Müellifin muhatab almadığı kısımdır. Bunlar da üç taifedir. Birinci Taife: Sofestaîlerdir ki, bunlar hem kendi vücudlarını, hem de kainatın vücudunu inkar ederler. Sofestaîler dahi üç kısımdır. (İndiye, İnadiyye ve La Edriyye) İkinci Taife: Abesiyyunlardır. Kainatın vücudunu kabul ettikleri halde, mevcudattaki san’at ve hikmeti kabul etmeyen ve kainatın vücudunu abes kabul edenlerdir. Üçüncü Taife: Alemin hâdis olduğunu kabul etmeyenlerdir. İkinci Kısım: Müellif (ra)’ın muhatab aldığı kısımdır. Bu kısımda üç taifedir. Birinci Taife: “Kainatı sebepler yarattı” diyenlerdir. Dehriyyun, Maddiyyun gibi. İkinci Taife: “Kainat kendi kendine olmuştur” diyenlerdir. Üçüncü Taife: “Kainatın varlığını tabiat iktiza edip yaratıyor” diyenlerdir. Tabiiyyun felsefesi gibi. Müellif (ra) Tabiat Risalesi’nde aklî ve naklî delillerle bu iki kısma Ellah’ın varlığını ve birliğini isbat ediyor. Evvela vecîz bir cümle ile her iki grubu ilmen susturuyor. “Her mevcud san’atlı ve hikmetli vücuda geliyor” cümlesindeki “san’atlı” kelimesiyle “muattıla” ya; “hikmetli” kelimesiyle de “müşriklere” cevap veriyor. Tabiatın iki vechi var: 1. Tabiat, min haysu hüve, yani madde ile memzuc olmaması itibariyle “vücud-u ilmîsi” vardır. 2. Madde ile mezc olması itibariyle de “arazi” bir “vücud-u haricisi” vardır. “cevherî” bir “vücud-u haricisi” yoktur. Demek madde ile mezc olmadan evvel “ilmî” bir vücuda sahib olan o kanun ve kuvveler, madde ile mezc olduktan sonra “arazî” bir vücud-u haricî sahibi olurlar.

    • MUKADDİME: Ehl-i îmânın bilmeyerek kullandığı dinsizliği işmâm eden cümleler 16
    • Mü'min konuşurken niçin "Tabiî, tabiî" yerine "İnşâellâh" demelidir? 19
    • BİRİNCİ MES'ELE: Üç muhal ile sebeblerin yaratıcı olamayacağının isbât eder. 31
    • İKİNCİ MES'ELE: Eşyanın kendi kendisine vücuda gelemeyeceğini isbat eder. 68
    • ÜÇÜNCÜ MES'ELE: Eşyanın vücûdunun tabîata havâlesi mümkün olmadığını isbat eder. 94
    • Mevcûdâtın yaratılışı Ellah'a verilirse, hılkatteki müşkilât nasıl kalkıyor? 118
    • Kâinâttaki tasarrufât, nizâm ve mîzânın kaynağı nedir? 114
    • "Risâle-i Nûr"da verilen misâller ve anlatılan temsîlî hikâyeciklerin sırrı nedir? 120
    • "Nûrâniyyet Sırrı" ile âlemin kolayca idâre edilmesi 122
    • "Ellâh'a îmân" rüknünde inanılması zarûrî üç şey nedir? 125
    • Peygamberlerin ve semâvî kitâbların gönderiliş gayesi nedir? 126
    • Eşyânın yaratılışı esbâba ve tabîata verilse ne olurdu? 127
    • Tabîata îcâd cihetinde makâm vermek niçin akıl hârici bir iştir? 131
    • "Ulûhiyyet" sıfatının tecellîsine göre şu âlem nedir? 156
    • SUÂL: Her şeyi Ellâh yarattı. Hâşâ! Ellâh'ı kim yarattı? 161
    • İmâna gelen tabîatperestin iki şübhesi nedir? 188
    • Hâkimiyyet müdâhale-i ğayri niçin reddeder? 190
    • Şükür ve ibâdete lâyık olan niçin yalnız Ellâh'dır? 195
    • Cenâb-ı Hakk'ın bizim ibâdetimize ne ihtiyâcı var? 202
    • Namâza karşı nazlanan insân niçin ibâdete muhtacdır? 202
    • Fâiz yiyen ve zekât vermeyenin kabirde ve âhirette hâli ne olur? 203
    • Namâz kılmayanla harâma bakanın âkıbeti nedir? 205
    • Şarkı, yalan ve gıybetle ömrünü geçireni nasıl bir son bekliyor? 206
    • Zinâ eden, kabirde ve âhirette nasıl muâmele görür? 207
    • Namazı kasden terk edenin dört mezhebe göre cezâsı nedir? 208
    • Hırsızlık, zinâ ve kazf-ı muhsanât suçunun cezâları nedir? 210
    • Günâhlar ebedî hayâtta niçin dâimî hastalıklardır? 213
    • Kur'ân terk-i ibâdet hakkında niçin şiddetli ifâdeler kullanır? 213
    • Namazı terk eden kaç hukûku birden çiğneyerek zulmeder? 214
    • Mü'min ve âbid olmayan niçin kâinatın ibâdet ve tesbîhini görüp işitemez? 218
    • Mü'min ve kâfir kâinâtı kendi aynasında nasıl görür? 219
    • Kâinât nasıl bir âyine, me'mur ve mektûbdur? 220
    • Eşyânın Ellâh tarafından îcâdındaki sühûletin sırrı nedir? 227
    • İmâm-ı A'zam Hazretleri bir sofestâîyi nasıl mağlûb etti? 241
    • "Yoktan var olmaz, var olan da yok olmaz" ifâdesi nasıl bir safsatadır? 242
    • "En cüz'î bir şeyi de Ellâh'tan istemek" ne demektir? 247
  • Soru sorabilmek için üyelik girişi yapınız.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed El-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2017 Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.012 sn.
↑ Yukarı