17 Sevval 1440
20 Haziran 2019
Üye Giriş / Kayıt tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
(Yeryüzünde kibirli bir halde yürüme. Şüphe yok ki, sen ne yeri yarabilirsin) öyle bir kuvvete sahip değilsin (ve ne de boyca dağlara yetişebilirsin.) Artık bu kadar büyüklük taslamak sana yakışır mı?
(İsra, 17/37)
Hadîs-i Şeriflerden
Bir şey isteyeceksen Ellah’tan iste, yardım dileyeceksen Ellah’tan dile. Bil ki bütün insanlar toplanıp sana fayda temin etmeye çalışsalar, ancak senin için Ellah’ın yazdığı faydayı sana ulaştırabilirler. Yine bütün insanlar sana zarar vermeye kalksalar, ancak Ellah’ın senin hakkında takdir ettiği zararı verebilirler.
(Tirmîzî, Kıyâme 59)
Dualardan
Yâ İlâhenâ! İsrail adı altında mukaddes İslâm yurduna yerleştirilen ve Mescid-i Aksâ gibi Müslümanların mukad¬des yerini işgàl eden Kavm-i Yehûd’u ve hâmîlerini târu¬mâr eyle ve bu zelîl kavme mukàvemet edemeyecek derecede Kur’ân ahkâmına yabancı kalıp dînsizlik rejiminin merha¬metine sığınacak derekeye düşen Müslüman devlet ve mil¬letlerinin kalblerini îmân ve Kur’ân nûru ile tahkîm ve düştükleri bugünkü hâlden tahlîs eyle.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
Ruh zamanla mukayyed değil. Hissiyat-ı insaniye ruh derecesine çıktığı vakit, o hazır zaman genişlenir. Başkalarına nisbeten mazi ve müstakbel olan vakitler, ona nisbeten hazır hükmündedir.
Mektûbat

Aşırı yoğunluktan dolayı sorulara şu anda cevap veremiyoruz. Bu arada lütfen takipte olun.

← Sorulara Dön

selamun aleyküm sorum şu ahiret hayatında hususan cennette hastalık ve günah işlemek olmadıgından ELLAH'IN şafii afüv tevvab... gibi isimlerinin tecellisi ne şekilde olur.( zira esma-i ilahi her zaman tecellidedir)
11.01.2015 11:08 mirad kasım 5286 defa gösterilmiştir.

Acaba hiç mümkün müdür ki; böyle kemal-i şefkat ve merhametiyle hadsiz hastalara şifa veren bir Zat, bu kadar nazik ve nazenin beslediği zihayatı, bahusus eşref-i mahlûkat olarak yarattığı insanı idam edip ademe atsın. Bu, şe’n-i merhametine hiç yakışır mı? Asla! Demek Şafi isminin manevi güzelliği kat’i olarak haşri iktiza eder, haşirsiz olmaz.

Her bir isimde tezahür eden cemâl-i manevi, perde-i gayb arkasında bir Cemil-i Mutlak’ı gösterdiği gibi; mazharların fena ve zevalleri ise ebedi bir âlemi iktiza eder. Elbette O Şafi-i Mutlak ve O Rahim-i Mutlak ebedi bir âlemde ebedi bir şifayı verecektir. Zira Cennette hastalık yoktur. Orada ebedi ve daimi şifa vardır.

İşte böyle bir âlemin, yani dar-ı ahiretin vücudunu ve orada Cenab-ı Hakkın bin bir isminin azamlık mertebesiyle tecelli ettiğini peygamberan-ı izam ve evliya-ı kiram keşfetmişler. Bilhassa Resul-i Ekrem (a.s.m), bu dünyada iken mübarek gözüyle o dar-ı ahireti görmüş, sair peygamberler ve evliyalar da kalb gözüyle o âlemi keşfetmişler ve manen Cennete girip gezmişlerdir. Bu âlemde seyrettikleri cemâl-i ba kemâl-i İlâhiyi Cennette dahi keşfetmişlerdir. Bizim gibi avam-ı mü’minin ise, onların gördüklerine amenna ve saddakna deyip iman ediyoruz.

Devamı ve daha tafsilatlı bilgi için Tahşiye Yayınları "Onuncu Söz Haşir Risalesi Şerhi"ne müracaat edilsin.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.
Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2019 Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.009 sn.
↑ Yukarı